>Anasayfa  >İletişim  >Other Languages
     
 


Bu siteye, elimde ne varsa bütün malzemeyi koymaya çalıştım. Uzun yılların kitapları, makaleleri, gazete yazıları, ve saire. Özellikle, bilimsel dergilerin dar gettolarında sıkışıp kalanların ulaşılabilir olmasını istedim.

Bu yazılar 1960'ların sonundan bugüne epey uzun bir dönemi kapsadığından, bu süre içindeki bilgisel ve zihinsel değişimimi de yansıtıyor. Bir vakit bulunca ben de oturup okuyacağım ve kendimi izleyeceğim.

Size de iyi okumalar diliyorum.

BO

not: Çalışmayan bağlantılara rastlarsanız lütfen baskinoran@gmail.com adresine bildiriniz

Duyurular

  • Rezil darbenin birinci yıldönümünde karşılaştırmalı bir muhasebe (21-07-2017)
    Muhasebe derken, bu darbe teşebbüsünün sonunda kaç kişi sorgusuz sualsiz işinden atılıp ailesiyle birlikte aç bırakıldı, kaç kişi hapse atıldı vs., bu insanlar dava açamıyor, AİHM’ye de gidemesinler diye mükemmel biçimde ayak sürüyen komisyonlara toslatılıyorlar, bunlardan bahsedecek değilim. Bunlar zaten herkesin malumu ve sayılar yayınlandı bu hafta. Bakmak isterseniz adres vereyim:...

  • Adalet derken: Yargımızdan bir vesikalık fotoğraf (14-07-2017)
    Çoktan seçmeli bir testle başlarsak: Herkesin önünde ağır hakaret gören “normal” Türk insanı “genellikle” neler yapabilir? a) Gidip hakaretçiyi döver hatta öldürebilir; b) Hakaret edene hakaret edebilir; c) “Hakaretini misliyle iade ediyorum” diyebilir; d) Hakaret davası açabilir; e) Hakaret eden güçlü bir kişiyse sineye çekip oturur...

  • Mardin nire Bodrum nire: İki “büyükşehir uygulaması” (07-07-2017)
    Önümüzdeki Kasım’da 5 yaşını dolduracak bir Büyükşehir Belediyesi Kanunu (BBK) var. “Marifet”lerini yeni öğrenmeye başladık. İki tanesinden bahsedeyim. Büyüğünden başlayalım. Tarihsel derinliğiyle birlikte bütün ülkeyi ilgilendiren marifet, Mardin’deki Süryanilerimizin sırtından gerçekleşti. Agos başta olmak üzere (23.06.2017) medya yazdı, Gazete Duvar’ın sorularında (06.07.2017) ben de anlattım: Dünyanın bu en sessiz, munis ve barışçı insanlarının kilise, manastır ve mezarlıklarına Hazinemiz mis gibi el koydu, Mardin Valiliğimizin kurduğu “Devir, Tasfiye ve Paylaştırma Komisyonu” da bu Hıristiyan dinsel ve tarihsel mallarını (Müslümanlığı bile değil, sadece Hanefi Sünni Müslümanlığı temsil eden) Diyanet İşleri Başkanlığına tahsis ediverdi...

  • 'Buraları gavurlara kaptırmıycaz herhalde!' (06-07-2017)
    Gazete Duvar'da çıkan mülakat
    Emel Gülcan - Gazete Duvar

  • B. Oran'ın İçişleri Bakanı S. Soylu hakkında yapılan suç duyurusu dilekçesi (29-06-2017)

  • B. Oran'ın İçişleri Bakanı S. Soylu'ya açılan hakaret davası dilekçesi (29-06-2017)

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan'a açılan hakaret davasında istinaf kararı (24-03-2017)

  • Ördek Hayri hikayesinin epey ötesindedir bu olay (30-06-2017)
    Twitter kullanmadığım için dolaylı haberim oldu. Süleyman Soylu diye biri bi tvit atmış: “Kendisini ilim adamı diye pazarlamış yazısının her kelimesini alçakça kurgulamış bir uşak Baskın Oran hakkında suç duyurusunda bulunuyorum." Bir bakanın böyle bir düzey tutturabileceğini düşünemediğim için önce sandım ki adı Süleyman soyadı da Soylu olan biridir. Fakat arkadaşlar ismin yanında mavi tık olduğu için hesabın resmî olduğunu, DP genel başkanlığını bırakıp AKP’ye geçen Soylu’ya ait bulunduğunu söylediler. Şaştım kaldım...

  • Baskın Oran’dan İçişleri Bakanı Soylu’ya: Teşekkür ederim (25-06-2017)
    Kürt coğrafyasında devletin uygulamalarını köşesine taşıdığı için İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun ağır hakaretlerle hedef aldığı Baskın Oran, “Kendi sebep olduğu haberlere suç duyurusunda bulunuyor. Bu müdahalesinden sonra o haberler şimdi yayılmaya başladı. Kendisine teşekkür ederim” dedi...

  • Baskın Oran'dan Soylu'ya 'teşekkür' (25-06-2017)
    Kendisine ağır hakaretler eden Soylu'ya dava açmaya hazırlanan Oran, yazısının geniş kesimlere yayılmasına vesile olduğu için de 'teşekkür' etti...

  • Dikkat İçişleri Bakanı konuşuyor: Yazısını alçakça kurgulamış uşak Baskın Oran!.. (24-06-2017)
    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Prof. Baskın Oran'ın T24, Agos ve Artıgerçek'te yayımlanan yazısı için suç duyurusunda bulunduğunu açıklarken hakaret yağdırdı. Soylu, Türk dış politikası alanında Türkiye'nin en kıdemli akademisyenleri arasında bulunan ve Mülkiye'den emekli olan Prof. Oran hakkında "Kendisini bilim adamı olarak pazarlamış", "alçak", "uşak" ifadelerini kullandı. Baskın Oran, kamuoyu önünde dile getirdiği hakaret nedeniyle Soylu'ya dava açacağını söyledi. "Kürtler üzerine bazı trajikomik deneyler" başlıklı yazısını, basında yer alan haberlerden derlediğini vurgulayan Oran, "Kendilerinin sebep olduğu haberler hakkında suç duyurusunda bulunmuş olacaklar" diye konuştu...

  • Kürtler üzerine bazı trajikomik deneyler (23-06-2017)
    Bu yazıyı yazmak şuradan geldi aklıma: Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan 26 Mayıs’ta futbol sahaları için, "Burası arena değil stadyum. Bakana da talimatı verdim. Arena isimlerini statlardan kaldıracağız. Bizim dilimizde böyle bir şey yok” dedi. Oysa ne futbol Türkçe, ne stat, ne de stadyum. Bir de 26 Mayıs tarihli şu haberden geldi aklıma: "Ankara Valiliği güneş battıktan sonra ateş yakılmasını ve türkü söylenmesini yasakladı."...

  • Değerli ve Şahane Yalnızlık’ın son fotoğrafı (16-06-2017)
    Belki hatırlarsınız, bundan bir önceki fotoğrafı 19 Mayıs’ta çekmiş ve “Türk Dış Politikasını Nasıl Bilirdiniz?” adıyla yollamıştım. Suriye felaketinden tut, korumaların Washington rezilliğinden geçerek, Türkiye iki adaydan biri olduğu için Avrupa Futbol Şampiyonası düzenleyebilme kriterlerine UEFA’nın artık insan hakları’nı ilave ettiğine kadar anlatmıştım. O tarihten devam edelim ve bir aydan kısa zamanda daha kimlerle nasıl papaz olduğumuzu özetleyelim ki, dış politika’daki gidiş yargı’daki gidişle nasıl yarışıyor görülsün...

  • Baskın Oran: CHP, HDP’lileri dövdürtmeyecekti (15-06-2017)
    Dihaber'de çıkan E. Berberoğlu olayını tahlil eden mülakat
    Kenan Kırkaya - dihaber

  • "Ülkede yaşanan sürece uygun düşen" bir yargımız var (09-06-2017)
    Türk yargısı vahim bir vaziyette ve daha da kötüsüne hızla yürüyor. Sayısız örnek var. Ör. karısının demir levyeyle kolunu kırdıktan sonra kerpetenle dişlerini söken kişi tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılıyor ama ör. TRT’nin de korkunç trafik kazası anlamında kullandığı “biçti” terimini “İlk FETÖ iddianamesini hazırlayan Mustafa Alper’in aracını kamyon biçti” manşetinde kullanan Cumhuriyet.com.tr Genel Yayın Yönetmeni Oğuz Güven halen tutuklu yargılanıyor. Ör. Atilla Taş için istenen: 2 tane ağırlaştırılmış müebbet...

  • Cevabını çok merak ettiğim sorulardan bazıları (02-06-2017)
    Bu yazıyı yazmak şuradan geldi aklıma: Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan 26 Mayıs’ta futbol sahaları için, "Burası arena değil stadyum. Bakana da talimatı verdim. Arena isimlerini statlardan kaldıracağız. Bizim dilimizde böyle bir şey yok” dedi. Oysa ne futbol Türkçe, ne stat, ne de stadyum. Bir de 26 Mayıs tarihli şu haberden geldi aklıma: "Ankara Valiliği güneş battıktan sonra ateş yakılmasını ve türkü söylenmesini yasakladı."...

  • Demiyorlarsa zaten, onlara verdiğim emekler haram olsun (26-05-2017)
    Anlıyoruz. Erdoğan kanırta kanırta Tek Adam rejimi kuruyor. Gerekenleri yapıyor. Karakola gidip imza veren iki eğitimcinin gece vakti kapısı kırılıyor. Suçları: İşlerine dönebilmek için açlık grevi. Tutuklama isteyen savcılıktan gerekçe: “Gezi türü olaylar başlatmak istemek ve eğer açlıktan ölürlerse terör örgütünün bunu ajitasyon olarak kullanma ihtimali”. Meclis İnsan Hakları Komisyonu AKP’li üyesi Sait Yüce’den daha kuvvetli mülahaza: “Allah'ın verdiği canı ancak Allah alır. Açlık grevi inançlarımıza aykırıdır”...

  • Baskın Oran: Erdoğan ABD ziyaretinde meşruiyet ithal etti (19-05-2017)
    Dihaber'de çıkan, Wash. DC seyahatiyle ilgili kısa röportaj
    Kenan Kırkaya - dihaber

  • Türk dış politikasını nasıl bilirdiniz? (19-05-2017)
    İbrahim Kalın, başlıktaki soruya cevap olarak malum tören saflarında topluca üç kez tekrarlanacak cevabı zaten ilan etmiş idi: “Değerli Yalnızlık”. Şimdi buna iki tane daha eklendi: “Ahlakî Realizm” ve “Girişimci ve İnsani Dış Politika”...

  • Ülkemiz yönetiminde trajikomik durum vaziyetleri (12-05-2017)
    Uzmanlığa saygı icabı, “Zaytung adın zikredelim evvela, bu tür işte vacip oldur her cana” deyip başlayalım: “Evlilik programlarının boşluğunu doldurmak için bir sonraki KHK ile evde kalmış kızlara koca atanması bekleniyor”. Hadi, bir tane daha: “Daha Hızlı Sonuç Alınması Amacıyla Devletteki Fetö Soruşturmalarının, Fetöcü Olmayanların Tespit Edilmesi Yöntemiyle Yürütülmesine Karar Verildi.” Şimdi, vecibemizi yerine getirmenin huzuru içinde “durum vaziyetlerimizi” kategorilere ayırarak devam edebiliriz...

  • O benim canım sekreterimdi (05-05-2017)
    “Kanlı 1 Mayıs” (1977) olarak tarihe geçen olaydan 12 Eylül’ün sıkıyönetim kanununca tutuklanıp Selimiye’ye yatırılmış, 27 ay sonra tahliye edilmişti ancak. Tam 40 yıl sonra yine bir 1 Mayıs günü, beş gün önce yani, bu sefer bir tabiat kanununca tutuklanıp Yalova Taşköprü’ye yatırıldı. Artık tahliye edilmemecesine bu defa. 21. Yüzyılda sürdürmeye devam ettikçe kurtuluşu murtuluşu yoktur. Sadece AKP’ye bilinçsiz hizmet, memlekete de kötülük ettiğiyle kalır...

  • CHP nasıl kurtulur? (28-04-2017)
    Referandum sayesinde bi silkineyim dedi ama, baştan söyleyeyim, 1930’ların devlet partisini 21. Yüzyılda sürdürmeye devam ettikçe kurtuluşu murtuluşu yoktur. Sadece AKP’ye bilinçsiz hizmet, memlekete de kötülük ettiğiyle kalır...

  • Referandum 2017: Erdoğan için son’un başı olabilir (21-04-2017)
    Sebeplerini iki ana başlıkta özetleyeyim: A) Politikaları gittikçe sürdürülemez hale geldi; B) Mağduriyet Bayrağı’nı artık elden kaçırdı, hatta devretti...

  • A'dan Z'ye Osmanlı'da ve Türkiye Cumhuriyeti'nde Ermeni Meselesi - 2016
    Siyasal Bilgiler Fakültesi (Mülkiye) Master/Doktora dersi

  • Her yönüyle referandum sonuçları (17-04-2017)
    Almanya WDR COSMO Köln radyosuna verilen Türkçe demeç

  • Referandumda mazoşizm vaziyetleri (14-04-2017)
    Çok ilginç: Ciddi bir tıbbî sorun olan mazoşizm (yani acı çekmekten zevk almak) bu referandumda 3 fevkalade zıt insan grubu için söz konusu gibi: 1) Oy vermeye gidecek olan kimi Erdoğan taraftarları; 2) Oy vermeye gitmeyecek olan kimi Erdoğan karşıtları; 3) Evet vermeye eğilimli kimi Kürtler. Sırayla gidelim...

  • R. T. Erdoğan'ın Yazılmamış Anıları üzerine K. Düzgören ile artigercek'te mülakat (10-04-2017)
    'Evren saf bir adamdı. Yaptığı kötülükler, kendisine ezberletilenlerden kaynaklanıyordu. Erdoğan ise fevkalade zeki bir politikacı. Verdiği zararlar büyük ölçüde iktidar zehirlenmesinden.' 'Evren iyice saf bir adamdı. Yaptığı hatalar/kötülükler, kasabalı bir asker olarak kendisine ezberletilenlerden kaynaklanıyordu. Erdoğan ise fevkalade zeki bir politikacı. Verdiği zararlar, kendisini çok önemsemesinden ve rakibi olmamasından, büyük ölçüde de iktidar zehirlenmesinden kaynaklanıyor.'

  • En âlâsından sansür: 'Pıstırıcı Etki' (07-04-2017)
    Sansüre direnmek Batı’da 373 yıllık bir kavram. Ama önce cennet vatanda tanık olduğumuz son olaydan başlayalım. *** Okumuşsunuzdur. “FET֒nün Medya Yapılanması” davasında üç kişilik 25. Ağır Ceza heyeti ve duruşma savcısı açığa alındı. Çünkü heyet, 7 aydır tutuklu yargılanan ve içlerinde kamuoyunun artık yakından tanıdığı Atilla Taş ve Murat Aksoy da bulunan 21 gazeteciyi tutuksuz olarak yargılanmak üzere tahliye etmişti...

  • Fetocular ve Fetöcüler (31-03-2017)
    İşinden çıkarılıp ailesiyle birlikte perişan edilenlerin ve de suçlanmaksızın cezaevine sokulanların durumunu konuşalım. Ama önce bir giriş yapalım. *** Biz “pek dindar olmayanlar” takımı, Fetocular terimini Fethullahçılar için kısaltma olarak kullanırdık. Dalga geçerek. Erdoğan dalga geçmedi. Elinde kadro olmadığı için bu okumuş ekibi fî tarihinden beri devletin her kurumunda, özellikle de yargı ve poliste baş tâcı etti. Fakat 17-25 Aralık 2013’te bunlarla (mahalle arası tabiriyle) “papaz” olduktan sonra “Paralel Devlet” terimini icat etti. Sanki bu paralelliğin inşasında kendi iktidarı temel rol oynamamış gibi. Hatta sanki bizzat AKP Fetocuların paralel devleti pozisyonuna düşmemiş gibi...

  • Tam da kayyımlık belediyeler ülkesinde (24-03-2017)
    Almanya’dayız. Köln. Eski gelişlerimden farkı şu: Davet edenler ve etrafımızda olanlar, ekmeklerini kazanmak için 60 ve 70’lerde buraya gelmiş Türkiyeliler idi. Şimdi ise canlarını kurtarmak için buraya kendilerini zor atmış Türkiyeliler. Bu açıdan, II. Abdülhamit döneminden bu yana değişen bişey yok. Türkiye’de yaşaması haram edilenler Avrupa’ya kaçıyor. Bu kaçkınlar; Celal Başlangıç ve Fehim Işık’ın yeni kurduğu artigercek.com'un başlatacağı TV kanalının açılışı için burada. 81’lik tüvana delikanlı Doğan Özgüden Bruxelles’den gelmiş. Yavuz Baydar, Nice’ten. Cengiz Aktar, Atina’dan. Koray ve Armağan Düzgören, Londra’dan. Can Dündar ve Hayko Bağdat, Berlin’den. Ahmet Nesin, İstanbul’dan. Pasaportlarına el konmuş olmasa kim bilir daha kimler olacaktı...

  • Baskın Oran: Bütün bunlar bir gün bitecek (17-03-2017)
    artigercek TV açılışındaki konuşmanın videosu
    Gazeteciler: Mehveş Evin, Hayko Bağdat

  • Lale muhabbeti ve Mart Karı üzerine düşünceler (17-03-2017)
    Bugün 14 Mart 2017. Ankara'ya Mart Karı yağdı. Türkçe deyimler arasında ebemizle ilgili olarak bilinen bu önemli tabiat olayına yazının sonunda tekrar dönmek üzere konumuza girelim. Günlerdir Hollanda kavgasıyla yatıp kalkıyoruz. Sanki unutturulmamak isteniyor ve sanki İkinci Bir 15 Temmuz Fırsatı gibi kullanılıyor. Ama hayat böyle geçmez. Erdoğan'ın "Bunlar cibilliyetsiz", "Bunlar Nazi, Nazi kalıntısı" gibi sözlerini bir kenara bırakıp bardağın dolu tarafına bakmak lazım. Önce matrak gibi gözüken ama yerli ve milli birlik-beraberlik açısından bakıldığında gerçekten anlamlı olan haberlere bi göz atalım, sonra lale muhabbetine geçeriz...

  • Erdoğan & Wilders Şti. altın madeni buldu, siyanürle işletiyor (12-03-2017)
    Evet oyları yerlerde sürünürken AKP’nin büzülmüş damarlarına kan pompalama yolunu buldu Erdoğan: Hollandalı ırkçı politikacı Wilders’la ortak şirket. Mülteciler için “Kur’anı yasaklayacağım” diyen popülist-faşist Wilders kendi kamuoyunu Türkler aleyhine kışkırtarak yakındaki seçime oy topluyor...

  • B. Oran'ın R. T. Erdoğan'a açtığı hakaret davasının reddi kararı (27-12-2016)

  • Almanya tarikiyle Decameron’a avdet… (10-03-2017)
    Şöyle başlayalım: Ortaçağ’da ölümcül veba salgınları olur, insanlar bu önlenemez mikrobun kaynadığı şehirlerden uzaklara, kırlara kaçardı. Feodal beyler ise şato veya manastırlarına yakınlarıyla birlikte kapanır, dışarıyla ilişkiyi keser, hastalığı sokmamaya çalışırdı...

  • Almanya'daki bazı dostlara: Büyük hata içindesiniz (04-03-2017)
    Bu yazı kısa ve net olacak. Almanya’daki Türkiyeli bazı dostların AKP’liler hakkında ‘Biz bunlara burada miting yaptırtmayız’ diye özetlenebilecek tutumları çok yanlış, fevkalade yanlış...

  • Ermenistan televizyonuna mülakat (Ermeniceye çevrilmiştir)
    27 Ocak 2017 tarihinde Berlin'de Ermenistan televizyonu birinci kanalına mülakat
    Gazeteci: Abraham Gasparyan, Çevirmen: Gevorg Kalloshyan

  • Hürriyet haberinin akla getirdikleri (03-03-2017)
    Şu anda bütün Türkiye Hürriyet’in manşetine sarmış vaziyette: “Karargah Rahatsız”. Çünkü, 23 Mayıs 2003’te Mustafa Balbay’ın Cumhuriyet’te attığı “Genç Subaylar Tedirgin” manşeti akıllara geliyor ve TSK’nin ciddi biçimde sıkıştırıldığı şu ortamda askerî darbe hatırlatılıyor. Hiç sanmıyorum bir darbe olasılığı olduğunu ve bundan açıkça büyük mutluluk duyuyorum. Ama bunu mümkün zanneden, birbirine zıt iki takım var: 1) Fevkalade yanlış ve çelişen şeyler yapmak yüzünden kendini olağanüstü zayıf hisseden (ve olan) Tek Adam ekibi; 2) Askerî darbe iptilasından kendini hâlâ kurtaramamış olan 1930’cular...

  • Özdeyişler ve fıkralarla, korkutma’dan korkma’ya AKP (24-02-2017)
    Korkan İnsan Otoriteye Sığınır ilkesini iyi bilen Erdoğan korkutma’nın çok ekmeğini yedi. Nush İle Uslanmayanı Etmeli Tekdir, Tekdir İle Uslanmayanın Hakkı Kötektir özdeyişini uyguladı hep; pek de nush ve tekdir’e aldırmadan. Hep de kazandı. Fakat Her Şerde Bir Hayır Varmış ya, devran artık tersine dönmeye başladı. Nereden geldiğimizi bir özetleyelim ki nereye gittiğimiz anlaşılsın...

  • Rusya'nın Sesi'nden Yavuz Oğhan'ın yaptığı mülakat (22-02-2017)
    Cumhurbaşkanı Erdoğan'a açtığım hakaret davasının reddi üzerine...

  • Sosyalist İşçi'de çıkan, üniversiteyle ilgili mülakat (22-02-2017)
    Niyet, Üniversiteyi Köleleştirmek...

  • B. Trakya'da Yunanca ve Türkçe olarak çıkan kısa röportaj (16-02-2017)
    “Türkiye, Tek Adam rejimi için fazla gelişmiş bir ülke”...

  • Dışta İkinci Kıbrıs, içte sürüyle tarikat yolda; bekleyiniz (17-02-2017)
    1974 Kıbrıs çıkartması sonrası toplanan 2. Cenevre Konferansı’nda B. Britanya Dışişleri Bakanı Callaghan Türk heyetine şöyle demişti: ‘‘Bugün Kıbrıs sizin esiriniz. Ama gelecekte siz Kıbrıs'ın esiri olacaksınız.’’ O zaman bi anlam verememiştik. Şimdi veriyoruz. Dış politikada İkinci Kıbrıs tuzağı geliyor. Kıbrıs’ta hiç olmazsa Türkleri korumaya gitmiştik, şimdi Arap’ın memleketi El-Bab’da kimvurdu’ya gitmiş (IŞİD, Rusya…) 66 şehit yetmedi, artık daha da güney doğuya, Rakka’ya sarkıyoruz:...

  • Mülkiyeli 1402'lik profesörlerin bildirisi (10-02-2017)
    12 Eylül'de bugünleri yaşayanların bildirisi...

  • Karizmanın yırtılmasına doğru (10-02-2017)
    Bebeklerin makinede imal edildiği çok gelişmiş bir yıldızdan uzaylı araştırmacı gelmiş, Dünya’da nasıl yapıldığını öğrenmek istiyormuş. Tatbiki olarak görsün diye harala gürele bir faaliyeti seyrettirmişler, seans sona erince uzaylı sormuş: “Hani bebek?” “9 ay 10 gün sonra” demişler. Çok şaşırmış: “O zaman bu acele neydi?” Anayasanın anasını ihlal eden korkunç bir baskı ve aceleyle Meclis’ten geçirdiler, sonra birdenbire sakinleşip Erdoğan’a yollamak için 13 gün beklettiler, şimdi 02 Şubat’tan beri orada Erdoğan’ın imzasını bekliyor...

  • Söke söke dönecekler (09-02-2017)
    Kısa yazacağım. Uzun lafa gerek yok. 12 Eylül askerî darbesi zamanıydı. Kasım 1982’de Mülkiye’den YÖK kararıyla atıldım. Yardımcı doçenttim. Sarı zarf, Mülkiye’nin kapısında elime tutuşturuldu. Açtım ve avazım çıktığı kadar bağırarak tarihî Sütunlu Salon’u inlettim: “Söke söke geri döneceğim!”...

  • Amasya Protokolleri ve ayrıca Tecziye Ahitnamesi
    Faik Reşit Unat, "Amasya Protokolleri", Tarih Vesikaları, Yeni seri Cilt I, no. 3(18), Mart 1961, İstanbul, MEB Türk Kültür Eserleri Bürosu Yayını. s. 359-365.

  • Kara Büyü sonunda bozulurken… (03-02-2017)
    Ben bu satırları yazarken, 11. gününde henüz Erdoğan’ın imzasına gönderilmemişti. Görülmemiş baskılarla, TBMM İç Tüzüğü Md. 94 ile Anayasa Md. 175/1’deki gizli oy şartını göstere göstere ihlal ederek, ısırık izi bulunmayan “ısırık”ları İkinci Kabataş Olayına döndürerek, ölü kulağına pamuk tıkar gibi ittire kaktıra kan-ter içinde geçirilen Anayasa değişikliği kanunundan bahsediyoruz...

  • İkinci Kurtuluş Savaşımızda Osmanlı’yı aratan kapitülasyonlar (27-01-2017)
    Muhtarlarımız oturmuş, Batı’nın büyük devletlerine bak nasıl ayar veriyor cumhurbaşkanımız diye huşu içinde dinliyor: "Ey Batı, siz bunları savundunuz be. Sizin bu dünyada özgürlük diye bir derdiniz yok, sıkıntınız yok. Özgürlük bu değil yaw. Özgürlük, bu insanlara insanca yaşama erdemini huzurlarına getirmek. Özgürlük Marmaray'dan geçer, Avrasya Tüneli'nden geçer, özgürlük Osmangazi Köprüsü'nden geçer, özgürlük inşallah dünyanın en büyük havalimanından geçer"
    Oysa Erdoğan; “İkinci Kurtuluş Savaşı yapıyoruz” deyip, Lozan’da kaldırılan kapitülasyonları nasıl geri getirdiğini anlatmakta… Ben de anlatayım...

  • Hrant kimdi, tarihî misyonu neydi (19-01-2017)
    1994 veya 95 olabilir, Mülkiye’deyim, bir telefon geldi: “Ben İstanbullu işadamlarından Fırat Dink. Gazetedeki yazınızda biz Ermenilerin dilini savunmuşsunuz, çok teşekkür etmek için telefon ediyorum” dedi ve ses titremeye başladı. Zaten sulugözlüyümdür, ben de dayanamadım… Daha buradan, başlıktaki iki sorudan en az birincisinin erken cevabı ortaya çıkıyor: Hrant duygu dolu bir adamdı, Ermenilerin insan haklarını savunuyordu...

  • Baskın Oran: Rezaletin son perdesini yaşıyoruz
    Mülkiye'deki derse soruşturma açılması hk.
    Sputnik radyosundan Yavuz Oğhan'ın "Bİ DE BUNU DİNLE" programında konuşmanın videosu (13-01-2017)

  • Yaşam tarzına baskı var mı yok mu (13-01-2017)
    Sahte oy kullanılıyor. Anayasa Md. 175/1’in açık hükmüne rağmen ve “Sana ne lan!” deyip göstere göstere oy atılıyor. Görüşmeler yangından mal kaçırır gibi halka, hatta eski milletvekillerine kapalı. Türkiye’nin en az yarısı çılgına dönüyor. Ama “yerli ve milli irade” OHAL sayesinde kanırtaaa kanırta “tecelli” ettirilmekte...

  • “Eğer bunun adı ülke yönetmekse… (09-01-2017)
    … benim adım da Napolyon” gibilerden tamamlayabilirsiniz. Çünkü Osmanlı dahil, bu topraklar şimdiye kadar hiç bu kadar başıboş kalıp yalpalamadı...

  • Yılbaşı vesilesiyle bazı temel malumat (06-01-2017)
    “Memleketim Şırnak’ta yüzyıllardır yılbaşı kutlanır. ‘Sersal’ deriz. Çocuklar yüzlerini boyar, sakal çizer ya da takar, ev ev dolaşıp ‘Sere sale bine sale xwide azadi u aşiti bide ve male’ (= Yılbaşı yılsonu Allah özgürlük ve barış versin bu haneye) diyerek evin hanımından pestil, şeker vs. isterler. Bu tekerlemenin değişik ve uzun birçok versiyonu vardır. Bu çocuklara ‘gırdık’ (= palyaço, soytarı) denir.”...

  • Son iki haftadan Yılbaşı ve Noel haberleri. Tümüyle yorumsuz (01-01-2017)
    18 Aralık 2016 - İstanbul Erkek Lisesi yönetimi, okulun Alman bölümüne gönderdiği elektronik postayla Noel’e ‘yasak koydu.’Deutche Welle’nin Alman haber ajansı dpa’ya dayandırdığı habere göre öğretmenlerden derslerde Noel adetleri ve Hristiyan yortusu üzerine paylaşımlarda bulunulmaması, konu olarak işlenmemesi ve Noel şarkıları söylenmemesi istendi. Ayrıca Almanya’nın İstanbul Başkonsolosluğu’nda yapılan geleneksel Noel törenine okul korosunun bu yılki katılımı da engellendi...

  • Büyüklerimiz Şahadet Şerbeti işini niye bu kadar sevdi? (30-12-2016)
    Mehmet Özhaseki, “Hepimiz birer şehit namzediyiz. Allah nasip ederse ben de şehit olurum, inşallah sizler de şehit olun" dedi (12 Aralık). Bekir Bozdağ, "Bu aziz milletin evlatları gerektiğinde şehit veya gazi olmakta asla tereddüt etmeyecektir" diye konuştu (17 Aralık). Erdoğan daha önce “Toprak şehit kanıyla yoğrulduğu zaman vatandır, yoksa tarladır tarla!” demişti (3 Temmuz)...

  • Canım ciğerim HDP’li kardeşlerim hakkında (23-12-2016)
    HDP’li kardeşlerimin ya gözaltına alındığı veya tutuklandığı, binalarının gerçek bölücü alçaklar tarafından yakıldığı bir ortamda çok tereddüt ettim. Yine de yazmaya karar verdim. HDP milletvekili Kadri Yıldırım’ın sözlerinden bahsedeceğim. Bu konuda yazacağım çünkü “Ya Parti zarar görürse!” yaklaşımı çok büyük zarar veriyor. Kaldı ki, korkunç bir baskı altında olan AKP milletvekillerinin içinden bile mevcut durumları görüp konuşanlar var...

  • Rus Büyükelçisi Suikastının Öğrettikleri ve Hatırlattıkları (21-12-2016)
    Rus büyükelçisi öldürüldü. Katil, bir Çevik Kuvvet polisi. Bir yabancı büyükelçinin 1 metreden bir resmî polis tarafından öldürülmesi görülmemiş bir uluslararası skandal. Normalde hiçbir devlet böylesine bir işin içinden öyle kolayına sıyrılamaz. Ama AKP iktidarı sıyrılmış vaziyette. Çünkü:...

  • Bakın, dindar Müslümanın vicdanlısına neler yapılıyor (16-12-2016)
    Isparta doğumlu, Bursa İmam-Hatip mezunu, göğüs hastalıkları ve tüberküloz uzmanı bir doktor. Çocukluğundan beri namazını orucunu hiç aksatmamış, haccına gitmiş, umresini yapmış, koyu Müslüman. Başörtüsü yasağına karşı imza kampanyaları ve yürüyüşler düzenledi. Filistinli Müslümanlara yapılan zulmü ve Srebrenica Boşnak katliamını protesto sergileri açtı, Lahey’deki Uluslararası Ceza Mahkemesine yönelik imza kampanyaları başlattı...

  • Lapsus deyip geçmeyelim, bak nerelere gidiyor (09-12-2016)
    "Lapsus"u lise psikoloji derslerinden hatırlayacaksınız. Freud bunu Günlük Yaşamın Psikopatolojisi kitabında incelemişti. Söz konusu olan beyin sürçmesidir ama bizde "dil sürçmesi" diye geçer. Bilinçaltına yerleşmiş kimi şeyler, özellikle de konuşurken, bazı insanların kafasındaki esas şeyi istemdışı olarak söyleyivermesine yol açabilir...

  • B. Oran'ın Diyarbakır KCK davasında Bilimsel Mütalaa okumasına izin verilmeyen duruşmanın tutanağı
    (bkz. "Uzmanlık Raporları" sekmesi)

  • Baskın Oran: Erdoğan duvara çarpacak (05.12.2016)
    Cumhuriyet'te çıkan mülakatın internetteki kesintisiz biçimi

  • Ana sermaye FETÖ olunca sonunda kediye yükleniyor (02-12-2016)
    Sermayeyi kediye yüklemek deyimini gençler bilmeyebilir. İflas etmek demektir. Bir de, sonunda söyleyeceğim iki bilimsel kuralı başından söyleyeyim: 1) Lise kimyasından biliriz, kolay bileşen elementler zor ayrılır, zor birleşen elementler kolay ayrılır. 2) Hayatımızdan biliriz, aynen korku gibi cesaret de bulaşıcıdır...