>Anasayfa  >İletişim  >Other Languages
     
 


Bu siteye, elimde ne varsa bütün malzemeyi koymaya çalıştım. Uzun yılların kitapları, makaleleri, gazete yazıları, ve saire. Özellikle, bilimsel dergilerin dar gettolarında sıkışıp kalanların ulaşılabilir olmasını istedim.

Bu yazılar 1960'ların sonundan bugüne epey uzun bir dönemi kapsadığından, bu süre içindeki bilgisel ve zihinsel değişimimi de yansıtıyor. Bir vakit bulunca ben de oturup okuyacağım ve kendimi izleyeceğim.

Size de iyi okumalar diliyorum.

BO

not: Çalışmayan bağlantılara rastlarsanız lütfen baskinoran@gmail.com adresine bildiriniz

Duyurular

  • Mülkiyeli 1402'lik profesörlerin bildirisi (10-02-2017)
    12 Eylül'de bugünleri yaşayanların bildirisi...

  • Karizmanın yırtılmasına doğru (10-02-2017)
    Bebeklerin makinede imal edildiği çok gelişmiş bir yıldızdan uzaylı araştırmacı gelmiş, Dünya’da nasıl yapıldığını öğrenmek istiyormuş. Tatbiki olarak görsün diye harala gürele bir faaliyeti seyrettirmişler, seans sona erince uzaylı sormuş: “Hani bebek?” “9 ay 10 gün sonra” demişler. Çok şaşırmış: “O zaman bu acele neydi?” Anayasanın anasını ihlal eden korkunç bir baskı ve aceleyle Meclis’ten geçirdiler, sonra birdenbire sakinleşip Erdoğan’a yollamak için 13 gün beklettiler, şimdi 02 Şubat’tan beri orada Erdoğan’ın imzasını bekliyor...

  • Söke söke dönecekler (09-02-2017)
    Kısa yazacağım. Uzun lafa gerek yok. 12 Eylül askerî darbesi zamanıydı. Kasım 1982’de Mülkiye’den YÖK kararıyla atıldım. Yardımcı doçenttim. Sarı zarf, Mülkiye’nin kapısında elime tutuşturuldu. Açtım ve avazım çıktığı kadar bağırarak tarihî Sütunlu Salon’u inlettim: “Söke söke geri döneceğim!”...

  • Amasya Protokolleri ve ayrıca Tecziye Ahitnamesi
    Faik Reşit Unat, "Amasya Protokolleri", Tarih Vesikaları, Yeni seri Cilt I, no. 3(18), Mart 1961, İstanbul, MEB Türk Kültür Eserleri Bürosu Yayını. s. 359-365.

  • Kara Büyü sonunda bozulurken… (03-02-2017)
    Ben bu satırları yazarken, 11. gününde henüz Erdoğan’ın imzasına gönderilmemişti. Görülmemiş baskılarla, TBMM İç Tüzüğü Md. 94 ile Anayasa Md. 175/1’deki gizli oy şartını göstere göstere ihlal ederek, ısırık izi bulunmayan “ısırık”ları İkinci Kabataş Olayına döndürerek, ölü kulağına pamuk tıkar gibi ittire kaktıra kan-ter içinde geçirilen Anayasa değişikliği kanunundan bahsediyoruz...

  • İkinci Kurtuluş Savaşımızda Osmanlı’yı aratan kapitülasyonlar (27-01-2017)
    Muhtarlarımız oturmuş, Batı’nın büyük devletlerine bak nasıl ayar veriyor cumhurbaşkanımız diye huşu içinde dinliyor: "Ey Batı, siz bunları savundunuz be. Sizin bu dünyada özgürlük diye bir derdiniz yok, sıkıntınız yok. Özgürlük bu değil yaw. Özgürlük, bu insanlara insanca yaşama erdemini huzurlarına getirmek. Özgürlük Marmaray'dan geçer, Avrasya Tüneli'nden geçer, özgürlük Osmangazi Köprüsü'nden geçer, özgürlük inşallah dünyanın en büyük havalimanından geçer"
    Oysa Erdoğan; “İkinci Kurtuluş Savaşı yapıyoruz” deyip, Lozan’da kaldırılan kapitülasyonları nasıl geri getirdiğini anlatmakta… Ben de anlatayım...

  • Hrant kimdi, tarihî misyonu neydi (19-01-2017)
    1994 veya 95 olabilir, Mülkiye’deyim, bir telefon geldi: “Ben İstanbullu işadamlarından Fırat Dink. Gazetedeki yazınızda biz Ermenilerin dilini savunmuşsunuz, çok teşekkür etmek için telefon ediyorum” dedi ve ses titremeye başladı. Zaten sulugözlüyümdür, ben de dayanamadım… Daha buradan, başlıktaki iki sorudan en az birincisinin erken cevabı ortaya çıkıyor: Hrant duygu dolu bir adamdı, Ermenilerin insan haklarını savunuyordu...

  • Baskın Oran: Rezaletin son perdesini yaşıyoruz
    Mülkiye'deki derse soruşturma açılması hk.
    Sputnik radyosundan Yavuz Oğhan'ın "Bİ DE BUNU DİNLE" programında konuşmanın videosu (13-01-2017)

  • Yaşam tarzına baskı var mı yok mu (13-01-2017)
    Sahte oy kullanılıyor. Anayasa Md. 175/1’in açık hükmüne rağmen ve “Sana ne lan!” deyip göstere göstere oy atılıyor. Görüşmeler yangından mal kaçırır gibi halka, hatta eski milletvekillerine kapalı. Türkiye’nin en az yarısı çılgına dönüyor. Ama “yerli ve milli irade” OHAL sayesinde kanırtaaa kanırta “tecelli” ettirilmekte...

  • “Eğer bunun adı ülke yönetmekse… (09-01-2017)
    … benim adım da Napolyon” gibilerden tamamlayabilirsiniz. Çünkü Osmanlı dahil, bu topraklar şimdiye kadar hiç bu kadar başıboş kalıp yalpalamadı...

  • Yılbaşı vesilesiyle bazı temel malumat (06-01-2017)
    “Memleketim Şırnak’ta yüzyıllardır yılbaşı kutlanır. ‘Sersal’ deriz. Çocuklar yüzlerini boyar, sakal çizer ya da takar, ev ev dolaşıp ‘Sere sale bine sale xwide azadi u aşiti bide ve male’ (= Yılbaşı yılsonu Allah özgürlük ve barış versin bu haneye) diyerek evin hanımından pestil, şeker vs. isterler. Bu tekerlemenin değişik ve uzun birçok versiyonu vardır. Bu çocuklara ‘gırdık’ (= palyaço, soytarı) denir.”...

  • Son iki haftadan Yılbaşı ve Noel haberleri. Tümüyle yorumsuz (01-01-2017)
    18 Aralık 2016 - İstanbul Erkek Lisesi yönetimi, okulun Alman bölümüne gönderdiği elektronik postayla Noel’e ‘yasak koydu.’Deutche Welle’nin Alman haber ajansı dpa’ya dayandırdığı habere göre öğretmenlerden derslerde Noel adetleri ve Hristiyan yortusu üzerine paylaşımlarda bulunulmaması, konu olarak işlenmemesi ve Noel şarkıları söylenmemesi istendi. Ayrıca Almanya’nın İstanbul Başkonsolosluğu’nda yapılan geleneksel Noel törenine okul korosunun bu yılki katılımı da engellendi...

  • Büyüklerimiz Şahadet Şerbeti işini niye bu kadar sevdi? (30-12-2016)
    Mehmet Özhaseki, “Hepimiz birer şehit namzediyiz. Allah nasip ederse ben de şehit olurum, inşallah sizler de şehit olun" dedi (12 Aralık). Bekir Bozdağ, "Bu aziz milletin evlatları gerektiğinde şehit veya gazi olmakta asla tereddüt etmeyecektir" diye konuştu (17 Aralık). Erdoğan daha önce “Toprak şehit kanıyla yoğrulduğu zaman vatandır, yoksa tarladır tarla!” demişti (3 Temmuz)...

  • Canım ciğerim HDP’li kardeşlerim hakkında (23-12-2016)
    HDP’li kardeşlerimin ya gözaltına alındığı veya tutuklandığı, binalarının gerçek bölücü alçaklar tarafından yakıldığı bir ortamda çok tereddüt ettim. Yine de yazmaya karar verdim. HDP milletvekili Kadri Yıldırım’ın sözlerinden bahsedeceğim. Bu konuda yazacağım çünkü “Ya Parti zarar görürse!” yaklaşımı çok büyük zarar veriyor. Kaldı ki, korkunç bir baskı altında olan AKP milletvekillerinin içinden bile mevcut durumları görüp konuşanlar var...

  • Rus Büyükelçisi Suikastının Öğrettikleri ve Hatırlattıkları (21-12-2016)
    Rus büyükelçisi öldürüldü. Katil, bir Çevik Kuvvet polisi. Bir yabancı büyükelçinin 1 metreden bir resmî polis tarafından öldürülmesi görülmemiş bir uluslararası skandal. Normalde hiçbir devlet böylesine bir işin içinden öyle kolayına sıyrılamaz. Ama AKP iktidarı sıyrılmış vaziyette. Çünkü:...

  • Bakın, dindar Müslümanın vicdanlısına neler yapılıyor (16-12-2016)
    Isparta doğumlu, Bursa İmam-Hatip mezunu, göğüs hastalıkları ve tüberküloz uzmanı bir doktor. Çocukluğundan beri namazını orucunu hiç aksatmamış, haccına gitmiş, umresini yapmış, koyu Müslüman. Başörtüsü yasağına karşı imza kampanyaları ve yürüyüşler düzenledi. Filistinli Müslümanlara yapılan zulmü ve Srebrenica Boşnak katliamını protesto sergileri açtı, Lahey’deki Uluslararası Ceza Mahkemesine yönelik imza kampanyaları başlattı...

  • Lapsus deyip geçmeyelim, bak nerelere gidiyor (09-12-2016)
    "Lapsus"u lise psikoloji derslerinden hatırlayacaksınız. Freud bunu Günlük Yaşamın Psikopatolojisi kitabında incelemişti. Söz konusu olan beyin sürçmesidir ama bizde "dil sürçmesi" diye geçer. Bilinçaltına yerleşmiş kimi şeyler, özellikle de konuşurken, bazı insanların kafasındaki esas şeyi istemdışı olarak söyleyivermesine yol açabilir...

  • B. Oran'ın Diyarbakır KCK davasında Bilimsel Mütalaa okumasına izin verilmeyen duruşmanın tutanağı
    (bkz. "Uzmanlık Raporları" sekmesi)

  • Baskın Oran: Erdoğan duvara çarpacak (05.12.2016)
    Cumhuriyet'te çıkan mülakatın internetteki kesintisiz biçimi

  • Ana sermaye FETÖ olunca sonunda kediye yükleniyor (02-12-2016)
    Sermayeyi kediye yüklemek deyimini gençler bilmeyebilir. İflas etmek demektir. Bir de, sonunda söyleyeceğim iki bilimsel kuralı başından söyleyeyim: 1) Lise kimyasından biliriz, kolay bileşen elementler zor ayrılır, zor birleşen elementler kolay ayrılır. 2) Hayatımızdan biliriz, aynen korku gibi cesaret de bulaşıcıdır...