
Bugünkü (19 Ekim) gazetelerde iki haber çıktı:
Birincisi, “Milyonlarca kişiyi ilgilendiriyor… Almanya’dan çok konuşulacak ‘yeşil pasaport’ kararı: Havalimanından geri çevrildi!”
İkincisi, “7 meslek grubuna yeşil pasaport gündemde: Meclis’e geldi.”
***
Devam etmeden, kısa bir hatırlatma:
AB’nin Türkiye yurttaşlarına koyduğu vize engeli büyük dert. Yine de, iki tür pasaport Schengen ülkelerine girişte vize bağışıklığı sağlıyor: (Gri) Hizmet Pasaportu ile (Yeşil) Hususi Pasaport.
Gri pasaport, yurt dışına resmî görevle gideceklere veriliyor, Yeşil pasaport ise kimi meslek gruplarına:
TBMM’nin mevcut ve eski üyeleri, mevcut ve eski bakanlar; ilk 3 derecedeki memurlar ve emeklileri; mevcut belediye başkanları; milli sporcular. Ayrıca, belli şartları tutturan ihracatçılar, avukatlar, kamu bankası çalışanları. Ayrıca bunların eşleri ve 18 yaş altı çocukları (ayrıntılar için bkz.).
Devam edelim:
***
Yukarıdaki birinci habere göre Frankfurt’tan geri çevrilen Yahya Bilger, ilk 3 derece kadrolu bir devlet memuru. Havalimanı polisi pasaportuna da el koymuş.
Bilger şöyle açıklıyor: “Almanya’ya alınmama sebebim; yeterince paramın olmadığını düşünmeleri.”
Olay, şimdiye kadar görülmemiş ve duyulmamış türden. Hem Yeşil pasaportlu birinin sınırdan sokulmaması, hem de “parası olmadığının düşünülmesi” açısından.
Fakat gerisi sökün edebilir böyle durumların. Bi anlamda benim de geçen hafta başıma geldi:
Doçentliğimden yani 1991’den bu yana Yeşil pasaportum var ve şimdi emekli olduğum için bu durum ölene kadar devam edecek. Geçen hafta Strasbourg’a gidiyorum, en kolay erişim yolu olduğu için Bodrum’dan Frankfurt’a uçtum eşimle birlikte, oradan kara yoluyla Strasbourg’a geçtim “Balkanlar ve İslam” konulu bir konferans için.
Frankfurt girişinde, 17 yaşımdan beri (1962) gidip geldiğim Avrupa ülkelerinin hiçbirinde karşılaşmadığım bir duruma muhatap oldum. Dört parmağımın izi alındı, yakından ve uzaktan fotoğrafım çekildi, niye geldiğim soruldu.

Temsilî fotoğraf: Bir Alman havalimanında (Berlin-Brandenburg) pasaport kontrolü kuyruğu. Fotoğraf: OliverMi1, Wikimedia Commons, CC BY 4.0
Cevap verdim: “Burada kalmayacağım. Uçak biletine dahil olan bir otobüsle yarım saat sonra Strasbourg’a geçeceğim; geldiğim yerden oraya en kısa yol böyle olduğu için.”
Soru: “Strasbourg’da ne yapacaksınız?”
Orada bir konferansta konuşacağımı söyledim. Tekrar soru:
“Bunu kanıtlayabilir misiniz?”
Sana ne ulan, yarım saat sonra gideceğim Fransa’da ne yapacağımdan!
Demek isterdim ama böyle diyemedim tabii. Konferansı düzenleyip beni de davet eden arkadaşım Prof. Samim Akgönül’ün gönderdiği epostayı cep telefonumdan buldum, ekinde benim de ismimin olduğu davet programı ve tanıtım posteri vardı, gösterdim. İyi ki yanımdaymış; hiç mi hiç aklıma gelmezdi.
Üstelik, Strasbourg için çıkarken de parmak izleri ve fotoğraf tekrarlandı, nedense.
***
Tam burada, yukarıdaki ikinci haberin anlamı devreye giriyor.
Adalet Bakanı Akın Gürlek’in ve Cumhurbaşkanlığı Baş Hukuk Danışmanı Mehmet Uçum’un, yani aslında CB Erdoğan’ın, hedef aldığı bir kişi var: Türkiye hakkında yeni bir eleştirel rapor yazan, Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor.
Bu son raporda Gri ve Yeşil pasaportların suistimal edildiğini söyleyen Amor’un Oksijen’den Mete Kaan Kurtuluş’a yaptığı açıklamalar epey uyarıcı cinsten. Hizmet ve Hususi damgalı pasaportların ikisi de vizeden muaf oldukları için ikisini de “Hizmet” diye özetleyerek şöyle konuşuyor:
“Özellikle son bir senede Türkiye’den demokrasi ve hukukun üstünlüğü konusunda tek bir iyi haber almadık (…) Raporu tartıştığımızda herkes üyelik sürecini tekrar başlatacak şartlar oluşmadığına hemfikirdi.” Ve devam ediyor:
“Türkiye’de kaç kişide hizmet [Gri ve Yeşil] pasaportu var bilen var mı? Burada Avrupa’ya giriş için vize istenmeyen pasaportlardan bahsediyoruz. Kimse bunların sayısını bilmiyor. Ortada dolaşan bir 2 milyon sayısı var, ama bu doğru mu değil mi bilmiyorum. Eğer dostlarınız korunuyorsa ve zaten seyahat edebiliyorsa, hükümeti vize serbestisi için gereken reformları yapmaya iten teşvikler ortadan kalkar. Bu pasaportlar iktidara yakın kişilere veriliyor. Bu da hükümetin üzerinden bu konudaki baskıyı alıyor. 2 milyon kişi sıraya girmeden, diğer vatandaşların aksine para verip randevu almadan seyahat edebiliyor. Bu da hizmet [Gri ve Yeşil] pasaportları ile ilgili soru işaretleri yaratıyor.”
Amor konuyu iyi yakalamış da, oy avlamak için bu işi yapan sadece iktidar değil. Muhalefet de bayağı aktif sanki. Basını atlamadan izleyerek görelim:
***
Haziran 2016’da CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, köy ve mahalle muhtarlarına Yeşil pasaport verilmesi için bir yasa önerisi hazırlıyor. Teklifin gerekçesinde, kamu hizmetini halka ulaştırmada yerel yönetimin vatandaşa en yakını olan muhtarların yasal görevlerinin yanı sıra meslekî çalışmalarda bulunmak, bilgi ve becerilerini artırmak için yurt dışına çıkma ihtiyacının olduğu belirtilerek, “Muhtarlara hususi damgalı pasaport zaruriyeti, görmezden gelinemeyecek kadar aşikardır” ifadesine yer veriliyor.
Aynı tür öneri, Temmuz 2025’te CHP Ankara Milletvekili Aliye Timisi Ersever ve Kasım 2025’te İYİ Parti Afyonkarahisar Milletvekili Hakan Şeref Olgun tarafından tekrarlanıyor.
Temmuz 2026 tarihli habere göreyse, son 3 yıldaki ortalama ihracatına göre, firmalara 1 ila 5 yeşil pasaport sağlanacak. Yıllık ortalama ihracatı en az 500.000 dolar olan firmalar yeşil pasaport hakkından yararlanabilecek. İhracat tutarı arttıkça pasaport kontenjanı 5 kişiye kadar yükseltilecek. Yani, parayı veren Yeşil pasaport alacak.
Ekim 2026’da Yeni Parti Gaziantep Milletvekili Melih Meriç TBMM’ye bir öneri sunmuş. Köy ve mahalle muhtarlarının yanı sıra, belli kıdem koşullarını karşılayan 6 meslek grubuna Yeşil pasaport verilmesini öneriyor: yeminli mali müşavirler, serbest muhasebeci mali müşavirler, eczacılar, serbest çalışan hekimler, mühendisler, mimarlar. Gerekçesi sağlam:
“Meslekî eğitim, seminer ve toplantılara gitmek isteyen ve özel sektörde çalışan doktorlar, eczacılar, mühendisler, mimarlar, yeminli mali müşavirler maalesef ki vize engeliyle karşılaşmaktadırlar (…) Bu durum bahsedilen meslek gruplarının bilgi ve tecrübe paylaşımı yapmasını engellemekte ve tıp, inşaat, farmakoloji, finans gibi süreçlerde etkin yer almalarının önünü kesmektedir. Benzer şekilde seçilmiş köy ve mahalle muhtarları uluslararası alanda gerçekleştirilen faaliyetleri ve projeleri görmek, bu yolla bilgi, tecrübe kazanmak ve vizyonlarını geliştirmek istediklerinde yine vize engeli ile karşılaşmaktadırlar.”
En yeni olarak, 19 Ekim 2026’da Yeni Parti Bursa Milletvekili Hasan Öztürk ile Yeni Parti Sivas Milletvekili Ulaş Karasu yukarıdaki meslek gruplarına pilotları ekliyor.
Raportör Amor’un ima ettiği ve hatta dediği gibi, Türkiye kamuoyunu böylesine tatmin eden bir hükümetin (ve özellikle de muhalefetin), vize engelini aşmak için AB koşullarına uyup demokrasi ve insan haklarında gelişme sağlaması biraz lüzumsuz gözüküyor.
Sağlık olsun. Muhtarlarımız “bilgi ve becerilerini” artırsınlar, bu da önemli bişeydir.
Not: Unuttum: Bu mesleklere Yeşil Pasaport dağıtılması önerilerinin bir ön koşulu var: Terörle Mücadele Kanunu’yla ilgili bir soruşturma geçirmemiş olmak. Mahkum olmak değil, soruşturma geçirmemiş olmak.