Baskın Oran

Muhbir Vatandaşlık görevimi ifa açısından iki önemli konuya dairdir

Ahşap masada İVEDİ damgalı ihbar dilekçesi ve dolma kalem; sol üstte Baskın Oran fotoğrafı

Bodrum’daki evimizden yaklaşık dört yüz metre ileride müftü efendinin lojmanı var. Geçen yıl bu lojmanın duvarındaki hoparlörden bangır bangır bağırtılan ezan sesi fevkalade rahatsız ediciydi. Çocukluğumuzun o minareden yükselen yanık ezanı ne kadar huzur verici idiyse, bu da o kadar kötüydü.

Bu yıl Haziran’da geldiğimizde bu hoparlör eziyeti, büyük hayret ve mutluluğumuzla gördük ki, normale indirilmişti. Yani, yaklaşık olarak çarşı camii ezanları gibi olmuştu.

Düşündük, dedik ki herhalde bu ilginç lojmanın dibinde olan, Bodrum’un en güzel manzaralı yerine kurulmuş lüks Manastır Oteli’nin müşterileri çıldırma derecelerine gelmiş ve uzun şikayetler sonunda bu gürültüyü normale getirtmiş.

***

Meğer ne safmışız.

Bir ay kadar önce, bu hoparlör kâbusu kulak zarımızı bin kat daha oyucu biçimde yeniden “start almış” bulunuyor.

Bi patlıyor, balkonda oturduğun yerden zıplıyorsun. Hele sabahları, hava iyi olsa bile pencere açmak ne haddimize.

Bilmiyorum, mütedeyyin kardeşlerimiz bunu nasıl yorumluyordur. Acaba, camiden veya mescitten bile değil, bir lojman hoparlöründen yükselen bu sesi ezan olarak mı karşılıyorlardır, yoksa dinden soğutan bir münasebetsizlik olarak mı.

Ben şahsen, bu müftü efendinin lojmanından yükselen bu korkunç neşriyat hakkında savcılarımıza bir suç duyurusunda bulunmak istiyorum buradan:

Türk Ceza Kanunu Md. 216/3’e göre:

“Halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılayan kişi, fiilin kamu barışını bozmaya elverişli olması halinde, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”

Ezanı bu hallere sokmak, Ezan-ı Muhammedî’yi alenen bir işkence aracı haline getirmektir. Bu fiil, fıkranın bahsettiği “kamu barışını bozmaya elverişli” olmak açısından da görevini yerine getirmektedir çünkü cami olmayan bir yerde bile hoparlörün böyle umursamazca açılması etraftaki binlerce mahalleliyi çok fena rahatsız etmektedir.

Tekrar yazıyorum, insanları buz gibi soğutmaktadır.

Üstelik, bu sözde ezan hakkında söylediklerim Perşembe ve özellikle de Cuma günleri için geçerli değil. O günlerin programı ilave yayınlı; bu kadar söyleyeyim.

Savcılarımıza ivedilikle duyurulur.

***

Muhbir vatandaşlık görevimi ikinci bir konuda daha yerine getirmek istiyorum:

Diken sitesinde geçenlerde bir boğa ile bir erkek eşeğin ilişkisine dair videolu bir haber yer aldı. “Bilim İnsanları Şaşkın” başlığıyla verilen haberdeki erkek eşeğin tutumu, epey kabul edici hatta memnun görünüyordu.

RTÜK’ün 2025’i resmî olarak “LGBT ile mücadele yılı” ilan ettiği bir ülkede bu boğa-eşek haberinin açık bir biçimde “LGBT propagandası”, “milli ve manevi değerlere aykırılık” ve “müstehcenlik” olarak yorumlanması ve kutsal aile kurumumuzun korunması gerektiği çok açık.

Zaten, lazımsa, bu konuda geçenlerde uygulanmış bir cezalandırma örneği de mevcut: RTÜK Üst Kurulu, cinsellik ile pornografiyi açıkça sergilediğini ve eşcinsel ilişkileri meşrulaştırdığını tespit ettiği HBO Max, Prime Video, Netflix ve Disney+’a en üst düzeyden idari para cezası uyguladı.

Bu Diken haberi de Savcılıklarımıza ivedilikle duyurulur.

***

Boğa-Eşek ve RTÜK örnekleri yeterli olmadıysa, internetteki en büyük haber sitesi T24’ün “Ailem Güvende” soruşturması kapsamında erişime kapatılmasıyla sonuçlanan durumunu da verelim:

İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimliği, 30 Eylül 2026 tarihinde T24‘ün internet haber portalının sitesine ve sosyal medya hesaplarına erişim engeli getirildi.

Mahkemenin bu kararı, epey kavi bir süreçten geçtikten sonra verilmiş gözüküyor:

Savcılık dosyasında, bu sitenin son 1 yıl içerisinde yayımladığı 118 içeriğin “LGBTİ+ propagandası” ihtiva ettiği ve Türk aile yapısını zayıflatmaya yönelik olduğuna ilişkin bilgiler mevcut imiş. Karar, uygulanması için Siber Güvenlik Başkanlığı‘na gönderilmiş.

Bu noktada, kararın “hukuki” dayanağı olan 5651 sayılı Kanun’un 8/A maddesini görerek öyle devam etmek lazım:

“Yaşam hakkı ile kişilerin can ve mal güvenliğinin korunması, millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi veya genel sağlığın korunması” gibi acil durumlarda bu madde 8/A, hâkim kararı olmaksızın erişimin engellenmesine imkân tanımakta.

Hâkim kararı olmaksızın müdahale talebi, Cumhurbaşkanlığı veya ilgili bakanlıklarca doğrudan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) Başkanına iletiliyor. BTK Başkanının verdiği erişim engelleme kararı, erişim sağlayıcılara bildiriliyor ve en geç 4 saat içinde uygulanıyor. Ardından, karar 24 saat içinde sulh ceza hâkiminin onayına sunuluyor. Hâkim kararını 48 saat içinde açıklıyor, aksi takdirde karar kendiliğinden ortadan kalkıyor.

Bu memlekette herhangi bir olayın bu kadar hızlı yürütüldüğü görülmüş şey değil. Demek ki vatanımız için çok çok önemli bir konu bu.

“Kendiliğinden ortadan kalk”madığına göre, T24 meselesinde hâkim kararının 48 saat içinde açıklanmış olduğunu anlıyoruz.

Aile kurumumuzun korunmasıyla ilgili haberleri dikkatle izlemeyi sürdürüyorum, Muhbir Vatandaşlık görevimi layıkıyla yapmaya devam edeceğim efendim.

◀ Önceki Yazı