Baskın Oran

Yine anlamadım!

Hani, bu memleketi iyi tanıdığım halde kafam arasına bazı şeyleri almıyor ya, işte yine bunlardan iki tanesi:

1) Susurluk pisliği şimdiye kadar çözülemedi, çünkü durumları bilen hiçbir yetkili, maçası sıkıp da, bu işin elebaşılarını adlı adınca suçlayamadı.

Oysa şimdi hem durumları bilen, hem de cesur bir adam çıkmış bulunuyor. Üstelik de, üst düzey emniyet yetkilisi: Hanefi Avcı !

Hanefi Avcı, hani bilmemkaç bin yılda bir kere gelen Mesih gibi. Yani, çok nadir görülen biri. Herşeyi biliyor ve açık açık anlatıyor. Basına yansıyan tanıklıkları bile olayı bitirmeye fazlasıyla yeterli. Ama ne oluyor, iki şey oluyor:

  1. a) Medya ilgilenmiyor. Aynı medya değil mi bu, biyerlerini yırtarcasına (ve haklı olarak) “Medya olmasaydı bu pislik çoktan örtbas edilmişti” diye tam sayfa ilanlar yayımlayan? Medyanın bişeyle sürekli ilgilenmesi için işin içine mutlaka Fadimelerin kuytu bilmemnerelerinin de dahil olması mı lâzım?

Medya kalkıp da, örneğin, “Hanefi Avcı’nın tanıklığının değerlendirilmeyişinin sebebi nedir?” diye seri röportajlar niçin başlatmıyor?

  1. b) Büyük umut bağladığımız Susurluk Komisyonundan bişey çıkmayacağı anlaşılıyor. O zamana kadar dürüst ve düzgün fotoğraf veren komisyon başkanı Mehmet Elkatmış’ın, Hanefi Avcı’nın ifadesinden sonra bile, kalkıp da “Elimizdeki ifade ve kanıtlar kimseyi suçlamaya yetecek nitelikte değildir” deyivermesi nasıl oluyor?

Acaba Mehmet Elkatmış iyi bir Müslüman olduğu için mi böyle konuştu? Ne alâkası var, demeyin. Biliyorsunuz, İslamda zinanın saptanabilmesi için dört kişinin, aynı anda ve farklı açılardan (örneğin biri pencereden, biri anahtar deliğinden, biri tavandan, falan) olay’ı gözleriyle bizzat görmeleri lâzım. Üstelik, olayı genel olarak görmek yetmiyor, cücüğü de tam yuvadayken yakalamak zorundalar. Eh, en fazla dört kişiyi ilgilendiren (zâni, zâniye ve onların nikâhlı eşleri, eder dört) bir zina olayında bu kadar  titiz olan İslama yürekten inanmış birisi, 65 milyonu ilgilendiren bir olayda, örneğin Mehmet Ağar’ı tam sahte belgeye imza atarken bizzat görmezse, uyuşturucu torbasını Abdullah Çatlı’nın bizzat elinde yakalamazsa, vesaire, nasıl kalkar da bu insanları suçlayabilir? Allahtan korkmaz mı sonra?

Sakın, Allah’tan değil de, RP’yi iktidarda tutan Şaibe Hanım’ı koruyan genel başkanı Necmettin Erbakan’dan korkuyor olmasın?

2) Gelelim, havsalamın almadığı ikinci meseleye.

Silahlı Kuvvetler Türkiye’nin kötüye gitmesine karşı eskiden beri çok hassastır. Bunu temizlemek için de zaman zaman darbe yapar veya yapıyormuş gibi yapar.

Peki, Silahlı Kuvvetler kendisini ve kendi mensuplarını temiz tutamazsa durum ne olur? Türkiye’yi nasıl temizlemek iddiasında bulunabilir?

Bugün, Silahlı Kuvvetler Orgeneral Eşref Bitlis suikastını  eski genelkurmay başkanının ağzından “Uçağın kanatları buzlandı” diye örtbas etmeye çabalıyor.

Artık nelere bulaştığı ayyuka çıkmış bir JİTEM’in mevcut bile olmadığını hâlâ iddia ediyor.

“Yeşil” denen, MİT’le ilişkili psikopat bir katil var piyasada. Çete tetikçilerinin başı. Bunun patronunun adı resmî ifadede Tuğgeneral Veli Küçük olarak verildi. Veren de, bizzat başka bir jandarma: İstihbaratçı Astsubay Hüseyin Oğuz. Bir astsubay şu anda görevdeki bir generali adıyla sanıyla suçluyor, Genelkurmay bu işin dibini bulmuyor. Tanrım, sen aklımı koru!

Sadık okurlarıma not:

Geçen haftaki yazının sonunu okurken epey şaşırmış olmalısınız. Şaşırmayın. Şaşırmak yerine, gelin, size bir çoktan-seçmeli test daha yapayım. Aşağıdakilerden size en doğru gelen şıkkı işaretleyiniz:

Geçen haftaki yazıdaki bulmacanın sorusu ile doğru yanıtı arasında büyük harflerle “CEVAPLAR TERS ÇEVRİLECEK” diye yazmasının sebebi Aydınlık dizgici ve düzeltmenlerinin:

  1. a) Terslik merakındandır,
  2. b) Benim esprilerimi kıskanıp sabote etme çabasındandır,
  3. c) Türkiye’yi düzeltmekten derginin dizgisini ve düzeltimini düzeltmeye henüz vakit ayıramamış olmalarındandır,
  4. d) Okuyucu zekâsını acaba nerelere kadar zorlayabiliriz, diye yaptıkları bilimsel araştırmanın bir uygulamasıdır,
  5. e) Benim bu notu kendilerine yazdığımı farketmeyip, metne dahil sanıp basmalarındandır,
  6. f) Benim bu notu kendilerine yazdığımı hafifçe sezinledikleri halde, “Ulan bu herif şimdi yazısını değiştirdik diye şarlar yine, onun için hiç dokunmayın, başımıza iş açmayalım” demelerindendir.

Bu sefer ne ters ne düz, doğru yanıt falan yayımlamıyorum; gözüm fena korktu.

Önceki Yazı
Sonraki Yazı