Baskın Oran

Bodrum: camdan kilise inşa edilir mi?

Edilir. Bazı “ahval ve şerait vukuunda” daha iyi bir çözüm bulunamazsa, edilir.

Durum şöyle:

1923 Mübadelesiyle Rumlar gönderilip de yerlerine hatırı sayılır bir kısmı Türkçe bilmeyen Yunanistanlı Müslümanlar gelince, balıkçıların koruyucusuna adanmış 1780 veya 1873 tarihli Bodrum Aya Nikola Kilisesi, önce sinemaya dönüştürülüyor. Sonra “İbadet yerinde film oynatılmaz, bari mihrabı yıkalım” denilerek sünger deposu yapılıyor.

Aya Nikola’nın yıktırılmadan önceki son durumu

Aya Nikola’nın yıktırılmadan önceki son durumu

Ardından Kilise, dönemin belediye başkanı Adalet Partili Derviş Görgün’ün kesin ama sonuçsuz karşı koymasına rağmen, bir kaynağa göre Pamukkale Üniversitesinin, bir diğerine göreyse Muğla’dan yollanan fen memurunun verdiğiTarihî bir özelliği yoktur; Nikola adlı biri tarafından yaptırılmıştır. Mail-i inhidam [çökme eğilimi] bahis konusudur” raporuna dayanılarak 1969’da önce kazma kürekle yıkılmaya çalışılıyor, olamayınca dinamitle çöktürülüyor.

Dahası, ilk katın 40 cm kalınlıktaki taş duvarları dinamitle bile yıkılamadığı için, kışın folklor çalışmalarına yazın da işportacılara mekanlık yapan, güzelim yerel mimariye söver cinsten bir Halk Eğitim Merkezi (HEM) koca bir blok halinde inşa ediliyor o duvarların üzerine.

1999-2009 arası Ortakent Yahşi’de, 2009-2019 arası da Bodrum’da belediye başkanı olan Mehmet Kocadon, belediye meclisinden oybirliğiyle karar çıkartarak Anıtlar Kuruluna başvuruyor.
“Anıt eser olarak tesciline ve yapının geçmiş kimliğine kavuşturulabilmesi için çalışma yapılarak kurula iletilmesi” diye bir cevap alıyor. Mayıs 2010’da Kültür ve Turizm Bakanlığına yaptığı başvuruya da, “Eski kiliseden hiçbir iz kalmamıştır. Yapının geçmiş kimliğine kavuşturulabilmesi talebine gelince, bunun, kilisenin yeniden yapılması için değil, geleceğe bilgi ve belgeleri aktarma amaçlı olduğu anlaşılmıştır. Buna göre yapının yeniden yapılması mümkün görülmemektedir” diye bir cevap geliyor.

Kilise yapılmasına Ankara’dan izin çıkmayınca Kocadon, “Balıkçılık ve Süngercilik Müzesi olsun” diye başvuruyor. Ona da “Ne yapacaksanız bilgileri yollayın, kurallarımıza göre inceleyelim” deniliyor.

Bunun üzerine Belediye bir karar daha çıkartıyor: “Bu alan 370 m², biz Hazine’ye 4811 m²’lik bir yer verelim, takas edelim”.

Yine ret.

Ve Kocadon, şehrin göbeğindeki bu HEM’e belediye meclisinden yine oybirliğiyle bir yer tahsisi kararı çıkartıp, ardından da, heyecanlanınca kayıverdiği o Bodrumlucayla 2011’de şöyle ilan ediyor:

Ben gafaya godum. Ben yıkcem bu çikin şeyi! Çocukluğumdaki eski tarihî kiliseyi tekrar yapcem!

***

Ve bunun fiyatını ödüyor:

Günümüzdeki belediye başkanlarını görevden atmak için artık klasikleşen “ihaleye fesat karıştırma, rüşvet, örgüt liderliği” suçlamalarıyla 49 yıl hapisle yargılanmaya başlanıyor.

Bütün suçlamalardan beraat edene kadar 100 gün içerde yatırılıyor.

Yine de bugün Kavala ile Demirtaş’ın 9 yıldır yatıyor olmalarıyla karşılaştırıldığında hiç fena değil.

***

Ama Kocadon’un başardığı, yani HEM denilen künt yapının ortadan kaldırılması çok önemli.

Çünkü şimdi, Bodrum’a ilk mandalina fidanını diken ailenin dördüncü kuşak torunu olan 1994 doğumlu genç mimar Tamer Mandalinci, Bodrum’un 2024’te seçilen yeni belediye başkanı olarak Aya Nikola konusunda şunları demişse, camdan kilise inşa edilir mi edilmez mi sorusu boşlukta kalıyor:

“Ben göreve geldiğimden beri bir çalışma yürütüyoruz. Ben hatta Turizm Bakanımıza ‘Efendim, ben Aya Nikola Kilisesi’ni bir müze olarak hayata geçirmek istiyorum. Lütfen bize bunun tahsisini verin. Devletimden en ufak bir para istemiyorum. Ben buradaki sponsorlarla inanılmaz bir iş ve işlemi burada yürütebilirim’ dedim.

“Biz orada kilise yapmıyoruz. Gönül ister ki yapalım. Yani herkesin ibadetine saygı duyuyoruz. Türkiye bütün güzellikleriyle güzel. Yani bizim Müslümanımızla gayrimüslimimiz, bizler hep beraber güzeliz. Bu topraklarda hep beraber var olduk. Gönül ister ki kilise yapalım ama müze olmasının daha uygun olduğu söylendi.

“Hiç sorun değil. Biz normlarını, çizgilerini korumak suretiyle müze olarak da yaparız. Burada gelen gayrimüslim vatandaşımız kendi içinde ibadetini de yapabilir. Ona biz zaten bir şey diyemeyiz. Ama asıl formu bir müze, bir geçmişe saygı ve mirası yeniden ayakta tutma projesi olacak. Bunu çok çok önemsiyorum.”

***

Yani yapılması planlanan şey restorasyon (yapının yenilenmesi) veya rekonstrüksiyon (baştan yapım) değil, restitüsyon: “Var olmayan veya belli bir kısmı ayakta olan yapıların belgelere veya eldeki verilere dayanarak özgün halinin yeniden çizilmesi.”

Bir mimar olan Mandalinci şöyle diyor:

“Şimdiki duvarları koruyacağız ve etrafına çelik konstrüksiyon yapacağız. Onun üzerinde bir camımız var, camın üzerinde bir metal [örgü kafes] var. Bu metal hem bize bir geçirgenlik hem de bir gölge havası sağlayacak”.

Bodrumlife dergisine demeç veriyor:

“Orada sergilerimiz olacak, söyleşilerimiz olacak, müzikler olabilir. Geceleri animasyonlar, ışık şovları olacak. Belirli bir saatte, mesela her gün saat 8’de bileceksiniz ki Aya Nikola’da bir kültür etkinliği var. Bir ışık sergisi, ışık gösterisi var. Projesi çizimleri, her şey tamamlandı. Bu proje beni çok heyecanlandırıyor. Kilisenin müze olarak yeniden hayata geçmesi hepimiz için çok önemli. O yüzden ciddi bir kamuoyu desteğine ihtiyacımız var. Hükümetimizden ciddi bir desteğe ihtiyacımız var. Hiçbir şekilde maddi bir beklentimiz yoktur. Tek istediğim, bize izin vermeleri.

“Aya Nikola projesinin statik yapısı gereği teknik açıdan kaldıramayacağı için çan kulesini yapamayacağız. Ama gerisini görmek mümkün olacak. Bu mezbeleyi şehrin göbeğinden kaldıracağız. İçeriden çelik konstrüksiyon ile yapının üst katlarını tamamlayarak cam ve mesh [metal süzgeç] içeren cephesini oluşturacağız.

“Aya Nikola kilisesinin alanı Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 2 yıl süreyle Bodrum Belediyesine tahsis edildi. Bu tahsis daha önce hiçbir dönemde gerçekleşmedi. Şimdi etrafını kapama çalışmalarına başladı. Amacımız 1 ay içinde kilise zemininde kazıya başlayarak çalışmaları hızlıca tamamlamak.”

Gerçekten, “şehrin göbeğine saplanmış çirkin bir hançer” görünümündeki bugünkü durum tam bir mezbele yani çöplük. Dahası, “barbarlığın nişanesi” olarak reklam edilmeye fazlasıyla müsait.

Yıkım sonrasında içerinin durumu

Gerçi, “camdan kilise” kavramına itirazlar var:

“Yani sizin anlayacağız kilise, kilise olmaktan çıkıyor, rengârenk ışıklar, müzik eğlence gırla… Komşumuz yanıbaşımızda demezler mi insana ‘Kilisemizi ne hale çevirdiler?’ Kos’taki camiyi böyle birşeye çevirseler şu andaki zihniyetle Yunanistan’a savaş bile açarız. Hem neden cam? Halâ çok merak ediyoruz. Nereden geliyor bu cam sevdası gerçekten anlayamıyoruz”.

Karşılaştırmalı ilişkiler açısından tamamen doğru. Ya yüzme mesafesindeki Kos (İstanköy) adasındaki camileri böyle yapsalar ne deriz?

Ama biz Bodrum kilisesini yıktık, açık konuşalım, onlar Kos ve Rodos’daki (ve B. Trakya’daki) camileri yıkmadılar.

Nedense biz 1071’den beri hâlâ bu memleketin sahibi olduğumuzu kendimize kabul ettiremedik. Sadece 2000 Rum’un kaldığı günümüzde İstanbul’da bir Rum Vatikanı kurulacak diye ödümüz kopuyor (Milliyet, 29.10.1993). Bu konuda TBMM’de milletvekillerimiz Meclis araştırması talep ediyor (Cumhuriyet, 09.06.1994). Rize’nin Şimşirli köylüleri köylerine arıtma tesisi yapacak AB hibesini “Bunun içinde bir iş var” diye reddediyor (Radikal, 10.12.2007). Balat’ta “Evleri Patrikhane alıp Vatikan yapacak” diye insanlar evlerinin AB fonlarıyla restore edilmesini reddettiler (Taraf, 26.09.2008). Yani, her an titreyen paranoyak bir ülkeyiz.

Sivil toplum kuruluşu bulunmayan o tarihleri, Bodrum Aya Nikola Kilisesinin yıktırıldığı günleri düşünün bir de. Onun için, şu andaki gidiş yetersiz, ama doğru yönde.

***

“Siyaset, mükellef olunanın değil, mümkün olanın sanatıdır” derler. Genç Belediye Başkanı T. Mandalinci şu anda mümkün olanı yapmaya, yani evleviyetle Bodrum’un göbeğindeki rezaleti ortadan kaldırmaya çalışıyor.

Nitekim, 2025 Yaz sayısında “Kilise kilise olmaktan çıkıyor…” diyen Bodrumlife dergisi, Proje’nin sergilendiği Sonbahar sayısında şöyle demekte:

Bodrumlife olarak düsüncemiz ortalıkta bir mezbelelik olduğu, Bodrum’un geçmişi adına da bir utanç olduğu ve bunun bir an önce telafi edilmesi… Belediye’nin ve Tamer Mandalinci’nin bulduğu ve uygulamaya koyduğu çalışma öncelikle mezbeleliği ve ayıbı ortadan kaldıracak nitelikte olumlu bir başlangıç.”

Restitüsyon sonrasının temsilî resmi

Önceki Yazı
Sonraki Yazı