
Efendim, ben bu açık mektubun ayrıntılı içeriğini daha önce 22 Ağustos’ta yazmıştım: Türkiye kaosunun mini fotokopisi: Zeki Müren Caddesi.
Bu sefer, karınca kararınca çözüm önerilerinde bulunmak istiyorum.
İki konuda:
1) Yol kenarına kural dışı park edip gidiş-gelişi tek şeride mahkum eden araçlar;
2) Üç kişinin yan yana yürüyemediği yaya kaldırımında motosiklet kullananlar.
***
Bodrum’un en dar ve yüklü yollarından olan Zeki Müren Caddesi’nde elektrik direklerine levhalar koymuşsunuz: “Park Yapılmaz, Park Yapan Araçlar Çektirilir.”

Bu levhaları hemen kaldırmanızı öneriyorum.
Çok sebeple:
Birincisi, iki şeritli olan bu yolun bir şeridinin park edenler tarafından kapatılmasını ve sonuçta klakson seslerinin burayı yaşanamaz hale getirmesini önleyemiyorsunuz.
Mahallenin iki yıllık tecrübesine binaen söylüyorum, bu rezaleti bu gidişle önleyemeyeceksiniz de.
Herhalde, Emniyet Müdürlüğü binanız buraya epey uzak olduğu için bu cehennem ortamının gürültüsü sizin oradan duyulmuyor.

Bu nedenle, lütfen bu sözde “Park Edilmez” levhalarını acilen kaldırın ve bu şeritte park etmeyi yasal ve paralı hale getirin. İlaveten, bu caddeyi (bütün sakıncalarına rağmen ve mecburen) tek yön yapın.
Böylece Müdürlüğünüzün çaresizlik durumunu gözlerden saklamış olursunuz.
Üstelik, bütçenin tamtakır olması yüzünden denize sıfır kamu arazilerini satan, şimdi de Boğaz yolları ile köprülerini “30 yıllığına” satacak (çok pardon, “işletme hakkını devredecek”) kadar dibe vurmuş devletimize para temin edersiniz.
İkincisi, malumunuz olduğu üzre, caddenin denize ulaştığı yerde yan yana bir ortaokul, bir akşam sanat okulu, bir öğretmen evi, bir de orman müdürlüğü var. Bunların en az 100 arabayı alacak kadar boş alanları mevcut.
Esas kaos yaz aylarında oluştuğu ve bu aylarda bu okullar tatilde olduğu için, otopark yaratmış olursunuz. Cadde üstüne kuraldışı park eden zontaları buralara sevk edersiniz.
(Aslında, geçen yıla kadar bu boş bahçelere parasını verip park etmek mümkündü. Mahallelimize ulaşan söylentiye göre şimdi bu otoparkların işletilmesini Okul-Aile Birliği almak istemiş, tartışma sonucu buralar boş kalmış.)
Üçüncüsü, yapacağı daha önemli iş bulunmadığı için kız ile erkek okullarını ayırmaya hazırlandığına ilişkin haberler çıkmaya başlayan MEB’ye para kazandırmış olursunuz. Bilindiği gibi, şimdi Sayın Bakan Yusuf Tekin’in ilan ettiği pek önemli değişiklikler nedeniyle ders kitapları tekrar basılacak:
“Kurtuluş Savaşı” yerine “Milli Mücadele”, “Bizans” yerine “Doğu Roma”, “Haçlı Seferleri” yerine “Haçlı saldırıları”, “ormanlarımız” yerine “Yeşil Vatan”, denizlerimiz yerine “Mavi Vatan” kullanılacak.
Unutmadan: öğretmenlerimize beyaz önlük mecburi kılınacak ve üniforma olması hasebiyle bunların masrafını da MEB karşılayacak.
Bence hepsinden daha önemlisi ise şu:
Caddedeki bu rezil kaos durumu, kamu otoritesini kimsenin “takmaması” tablosunu çiziyor. Devleti küçük düşürüyor.
Levhaları kaldırarak, yüce devletimizin itibarını kurtarmış olacaksınız.
***
Samim Akgönül’le birlikte yazmakta olduğumuz kitaba ara verince saat 17.30 gibi denize yürüyorum; düşüp kırdığım kaburgalarım tamamen iyileşti ama kullanmakta güçlük çektiğim sol kolumu denizde hareket ettirmek önemli.
Bu denize gidiş günlük bir ıstırap halini aldı çünkü sıpalar elektrikli skuterle, eşekler elektrikli bisikletle, affedersiniz eşşoğlueşşekler de bildiğimiz motosikletle bu yolda son sürat gazlıyorlar. İçlerinde motorin sepetine koyup köpek dolaştıranlar da var.

Adam gibi yoldan gitmek yerine yaya yolundan gitmelerinin tek sebebi: Bu yaya yolunun döşemesi araba yoluna oranla daha pürüzsüz oluşu.
Üstelik, yeni çıkan elektrikli motosikletlerin sesi de duyulmuyor, size çarpana veya en azından sürtene kadar.
Artık bilemem; yaya kaldırımı olduğu için Belediye mi sorumludur, yoksa araç trafiği olduğu için Emniyet mi. Bildiğim tek şey, özellikle küçük çocuklara çarpan bu öküz magandaların varlığıdır.
Aziz halkımızın bu mümtaz temsilcilerine, “Kardeşim, burası yaya kaldırımı değil mi?” dediğinizde alacağınız en kibar cevap:
“Bisiklet yolu yaptılar da biz mi kullanmıyoruz!”
Burada bırakayım, çünkü aile terbiyemi önemsiyorum.

İ. Bülent Çelik’in 6 Eylül 2026 tarihli karikatürü