
Hiç alınmayın; kendim de bu konudaki bunca haber ve iddia arasında tamamen kaybolmuş ve anlamıyor durumlarındayım.
CHP’ye ve E. İmamoğlu’na (“cinsel eğilimlerini” sorgulamak dışında) her şey denilmişti de, bi tek “casus” denilmemişti.
Aklı başında ve çok okuyan 15 arkadaşıma yazıp sordum, siz bu konuyu izleyebildiniz mi diye.
Hepsinden silme hayır cevabı geldi. Özetleyen biri olursa bundan sonra takip edebilecek hale gelmeniz mümkün müdür diye sordum, hepsinden evet cevabı geldi.
Bunun üzerine, şu güne kadar (12.05.2026) olup bitenleri chatgpt.com‘a yazarak yani Yapay Zeka’dan alarak özetledim. Size de sunayım.
***
Türkiye’de 2010’lardan itibaren özellikle güvenlik, FETÖ soruşturmaları ve devlet içi yapılanmalar üzerinden çok sayıda soruşturma ve dava açıldı. Bazı belediye ihaleleri, dijital veriler ve kamu bilgileri üzerinden “yabancı istihbarata bilgi sızdırma” iddiaları da gündeme gelmeye başladı.
Resmen 11 Mayıs 2026’da başlayan CHP davasına ilişkin durumlar 2019’dan itibaren şöyle gelişti:

İddiaların Gündeme Geliş Kronolojisi
1) Arka Plan (2019-23):
E. İmamoğlu döneminin dijitalleşmesinde çeşitli özel şirketler ve danışmanlık yapılarıyla veri/iletişim çalışmaları yürütüldü. Bu çalışmalar rutin belediye ve kampanya faaliyetleriydi ve iktidar tarafından sorgulanmadı.
2) Seçim Dönemi ve Veri Tartışmalarının Başlaması (2023-24):
İktidara yakın medyada “veri güvenliği”, “yurtdışı yazılım/analiz” bağlantısı gibi başlıklar görülmeye başlandı. Ama bu aşamada konuyla ilgili resmî bir soruşturma yoktu.
3) İlk “Şüphe” Haberleri (2024 sonu):
Aynı medyada, İBB çevresindeki bazı danışmanlık ve teknoloji şirketlerinin faaliyetleri ve olası “yurt dışı bağlantı” iddiaları haberleri çıkmaya başladı ve bu haberlerde ilk defa “casusluk şüphesi” gündeme getirildi.
Bu haberlere göre, İBB’ye ilişkin kimi dijital veriler kopyalanmış, yabancı kişi ve yapılarla bağlantılı biçimde kullanıma açılmıştı. Bunlar aynı zamanda seçim faaliyetlerini etkileyemeye dönük olarak yorumlanmaya başlanmıştı.
Savcılığın “siyasal casusluk” suçlaması yönelttiği kişiler şunlardı:
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu. Kendisinin seçim danışmanı Necati Özkan. Veri sistemleri ve siber güvenlik gibi alanlarda faaliyet gösterdiği söylenen Hüseyin Gün. Gazeteci Merdan Yanardağ.
Gazeteci Yanardağ’ın, seçim sürecinin basın ayağını organize ettiği ve yabancı istihbarat servisleriyle iştirak halinde 2019 yerel seçimlerini manipüle etmeye çalıştığı ileri sürüldü. Kendisi Ekim 2025’te gözaltına alınacak, kurucusu ve sahibi olduğu Tele1 kanalı önce kayyımlanacak, ardından da TMSF tarafından satılacaktır.
4) Soruşturma İddialarının Genişlemesi (2025 başı):
Bazı kişi ve şirketler hakkında ifade alma ve teknik inceleme süreçleri başlatıldı. İddialar, olası dış bağlantı üzerinde yoğunlaştı.
Bu dönemde medyada en görünür hale gelen kişi, itirafçı Hüseyin Gün oldu.
5) Siyasal ve Hukuksal Tartışma Dönemi (2025 ortası):
Dosya kamuoyunda “casusluk soruşturması mı yoksa siyasi dosya mı?” tartışmasına dönüştü. Bu tartışmaları hemen aşağıda “İddialar ve Reddiyeler Tablosu” biçiminde ayrıca ele almak uygun olacak.
6) Şu Anda Devam Etmekte Olan Tartışma Süreci ((2025-26):
Dava yeni başladı ve sürüyor. Kesinleşmiş bir mahkeme kararı veya kanıtlanmış casusluk hükmü yok.

İ. Bülent Çelik’in 12 Mayıs 2026 tarihli karikatürü
İddialar ve Reddiyeler Tablosu
| Konu | İddia (soruşturma / bazı haber kaynakları) | Reddeden / karşı tarafın açıklaması | ||
| Veri analizi ve seçim çalışmaları | İBB ve CHP çevresinde veri analiz/iletişim çalışmalarının, bazı danışmanlık şirketleri üzerinden yürütülmüştür ve bu “siyasi etki operasyonu” şüphesi taşımaktadır. | CHP ve İBB: Bu çalışmalar meşru kampanya ve kamuoyu araştırması/iletişim danışmanlığı faaliyetleridir, hukuka aykırı hiçbir yönleri yoktur. | ||
| Yurt dışı bağlantı iddiası | Bazı teknik/dijital faaliyetlerin yurt dışı bağlantılı kişiler veya yapılarla temaslı olabilir. | CHP ve ilgili isimler: Herhangi bir casusluk, yabancı bağlantısı veya gizli bilgi aktarımı yoktur. | ||
| Hüseyin Gün’ün rolü | Hüseyin Gün’ün veri analiz ve danışmanlık faaliyetleri üzerinden süreçlerde yer almaktadır ve şüpheli bağlantılar kurulmuştur. | Hüseyin Gün ve savunma tarafı: Faaliyetler ticari ve danışmanlık kapsamındadır. “Casusluk” iddialarının aslı yoktur. | ||
| Siyasi bağlantı | Faaliyetler Cumhuriyet Halk Partisi ve yerel yönetim süreçleriyle bağlantılıdır. | CHP: Bu iddialar siyasi nitelikli ve delilsiz suçlamalardır, parti kurumsal olarak herhangi bir yasa dışı faaliyette bulunmamıştır | ||
| Ekrem İmamoğlu bağlantısı | Bazı danışmanlık/veri süreçleri Ekrem İmamoğlu çevresince yürütülmüştür. | İmamoğlu ve ekibi: Çalışmalar belediyenin normal hizmet ve iletişim faaliyetleri kapsamındadır, casusluk iddiasıyla ilgisi yoktur. | ||
| Casusluk suçu genel iddiası | Dosyanın “casusluk” suçu kapsamında değerlendirilebileceği yönünde bir kanaat oluşmuştur. | CHP ve hukukçuların bir kısmı: Casusluk suçunun unsurları oluşmamıştır, iddialar siyasi yorumdan ibarettir | ||
***
“Casus” kelimesinin uluslararası ilişkiler terminolojisindeki anlamını yazarak bitireyim de kafanız bir parça dinlensin:
Yunanistan’ın Ege’de karasularını 6’dan 12 mile çıkarması olasılığının Türkiye tarafından nasıl karşılanacağına ilişkin olarak kullanılan “Casus Belli” terimini duymuşsunuzdur.
Latincedir, Kazus Belli diye okunur. “Casus” (Kazus) sebep demektir. “Belli” de yine Latince “savaş” demektir. Yani, “Savaş Sebebi”.
Bu casus davası da, iktidar ile muhalefet arasında olmaktan ziyade, Trump ile İran arasındaki savaşı andırıyor.