Baskın Oran

Burger King’i duasız açmak caiz midir hocam?

Başbakan Erdoğan kendi içinde tutarlı bir insan. Şu anda yaptığı, 1994’te belediye başkanı seçildiğinde gazeteci Alper Görmüş’e dediği: “Ben aynı zamanda bu şehrin imamıyım. İnsanların günah işlemesine engel olmak da görevlerim arasındadır” (Taraf, 05.06.2012). Aynı evde kalan öğrencilerin ruhlarını kurtarmaya soyunuyor. (Tabii bir yandan da kasaba oylarını devşirmeye). Herhalde artık sırada, bir “Ahlak Zabıtası” kurup önce sinemada sonra sokakta yana yana olmayı önlemek var. Çünkü resmî yurtlardan değil, evlerden bahsediyor. “Komşular ihbar ediyor” diyor. Etmeye başladılar da. Yahu, tanıdım ben bu olayı: Big Brother-2013: “Hürriyet Esarettir”. Bırrrr.

Ruh Kurtarıcı Erdoğan

Son birkaç gün çok verimli geçmekte. Marmaray 29 Ekim’de Diyanet İşleri Başkanı’nın duasıyla açılıyor. Erdoğan, eleştirenleri azarlıyor: “Bu ülkenin ilk Meclisi, Gazi Mustafa Kemal ve arkadaşlarının iştirak ettiği dualarla açılmıştır!” Herhalde Zaman Makinesi’ndeyiz ve şu anda; emperyalist Avrupa’ya karşı çarpıştığımız,  din-devlet ayrımının bulunmadığı 93 yıl öncesine dönmüşüz, haberimiz yok. Sözünü ettiği Gazi M. Kemal kim? Alkol yasaklarını savunurken bahsettiği “İki ayyaş”tan birincisi.

Ertesi gün (30 Ekim), başörtülü milletvekillerini savunurken bunun demokrasinin gereği olduğunu söylemiyor, İslam’ın gereği olduğunu söylüyor “Dinimizin emridir” diyor. Zaten en insani duygu olan sevmek bile Erdoğan için insan’la tamamen ilgisiz çünkü durmadan tekrarlamakta: “Biz sizi Yaradan’dan ötürü seviyoruz”.

Ardından, 3 Kasımda korkunç bir laf: “Başı açıklar, teminatımız altındadır”. Demek ki “Ehl-i zimmet” (“zimmi”) kavramı da değişmiş. Osmanlı’da Müslüman’ın zimmetinde ve dolayısıyla korumasında sayılan “Gayrimüslim”, TC’de yerini “başı açık”a bırakmış bulunuyor. Onları başı örtülüler koruyacak artık. Eşitlik kavramından gel, teminat kavramından gel. Bir gün teminatını geri çekmeye karar verirse, yandı gülüm kağıt helva.

En vahimi, Erdoğan’ın bu kasaba zihniyeti, Kur’an kurslarında kadın öğrencilere erkek hocaların ders vermesini geçen ay yasaklayan Diyanet’i devletin temel kurumu haline getiriyor:

Diyanet’ten fetvalar

Bireyler Diyanet’i arayıp neyin dinen caiz olduğunu sorabilirler. Ama laik devlet soramaz. Anayasa suçudur. Burası S. Arabistan değil. Gün gelir, adamı generaller gibi sorumlu tutarlar. Süt Bankası Yasası çıkarılacak, Sağlık Bakanlığı fetva talep ediyor. Diyanet, “İslam’ın yasak kıldığı süt akrabaları arasında evlenmelere yol açabileceği için dinen caiz değildir” diyor. Sonra, bu banka bize lazım diye fısıldanınca düzeltiyor: “Süt akrabalığının getireceği evlilik yasaklarının ihlal edilmemesi için tedbir alınmalı ve uygulanmalı” (Milliyet, 27.02.2013).

Yine Diyanet, sanki Adli Tıp Kurumu mübarek, bir fetvayla ölen kişinin organ veya dokusunun nakli için gerekli kuralları tespit ediyor (Radikal, 03.03.2013).

İçişleri Bakanlığı soruyor Diyanet’e: “Yoga merkezleri dinimize uygun mudur?”, Elcevap: “Spor amacıyla ise uygundur, dinsel misyon yüklemesi halinde sakıncalıdır” (T24, 25.10.2013). Diyanet, sorulmadığı zaman da fetva veriyor: “Kürtaj dinî meseledir, görüş beyan ederiz” (Milliyet, 08.06.2012)

İster inan ister inanma, Diyanet 20 milyar TL’lik faktoring sektörünü bloke edebilecek bir fetva da veriyor: “Çekleri vadesinden önce düşük bedelle satmak din açısından caiz değildir” (U. Şanlı, Vatan, 02.11.2013).

Son fetvası: “Dövme yaptırmak caiz değildir, erkeklere küpe mekruhtur” (mekruh: tiksinti verici, yasak) (T24, 03.11.2013). Yalnız, bu durumda Yavuz Sultan Selim’in küpelerini neremize saklayacağımız meselesi çıktı. Bir de, Yavuz mekruh iş gördüğüne göre, onun adına köprü yapanların ve TTK’nın 62 şeref üyesine “Yavuz kaftanı” giydirenlerin durumu kötü. Bir çözüm, Yavuz’un küpeli tablolarını indirtmek/toplatmak olabilir. Buna ilaveten, ısrar edecek olanlar, TCK Md. 301’in bir yorumuyla “Osmanlılığa alenen hakaret”ten mahkum ettirilebilir, “Yargı’ya söyleyip”. Ama bu sefer de zındıklar Osmanlı padişahlarının cariyeler kadar oğlanlara da meraklı olduklarını hatırlatırlarsa, bir de onunla uğraş.

Bazı hayvan etlerinin helal olup olmadığı konusunda daha önce mütalaa hazırlayan Diyanet, şu anda “Eşek Sütü Kullanımının Dinî Hükmü” başlıklı bir çalışma yürütmekte (Ö. Yılmaz, Milliyet, 25.10.2013).

Cemaat kafiye tutturuyor

Ee, İmam TC Anayasası’nın 2. maddesini (laiklik) nokta nokta ederse, cemaat de edecek. En azından, Nasrettin Hoca fıkrasındaki gibi, sesini benzetecek. İslam’ı da hamburger dükkanına düşürecek. Sadece 2013’ten örnekler:

YTÜ Rektörü Prof. İsmail Yüksek, Cuma namazı saatlerine ders konduğunu twitter’dan şikayet eden öğrenciye yine twitter’dan: “Dekanınızla görüşün. Koymasınlar. Biz koymayın demiştik” (16.01.2013). Üniversite derken, geçen yıl 13 rektör flörtü sakıncalı bulmuştu (G. Konca, Hürriyet, 07.08.2012). Kız eli tutmadan evlenirsen…

Afyon Milli Eğitim Şube Müdürü, din öğretmenlerine: “Siz okul müdürlerinin üstündesiniz, müdürler sizden onay almadan adım atamayacak” diyor (T24, 26.06.2013). Afyon Devlet Hastanesi’nden Doç. Dr. İlker Alat çok ilginç. Hastaya verilecek ilaçların haram olması halinde şifa bulunamayacağını bildiriyor: “İlaçların kapsülü jelatinden üretiliyor. Jelatinin de kaynağı domuz. Sığırdan ürettiğini iddia edenler var ama onlar da o sığırın nasıl kesildiğini bilmiyor” (T24, 09.07.2013).

1 Temmuz 2013 gecesi saat 00.45’te Sabiha Gökçen’den kalkan Bodrum THY uçağında hoparlörlerden “Allahüekber”. Ekranda bir dua. Hostes izah ediyor: “Sefer duası” (Y. Doğan, Hürriyet, 10.07.2013).

İl Müftüsü Hasan Çınar sahneye çıkarak Erzurum Polis Meslek Yüksek Okulu’nu duayla açıyor (Radikal, 02.10.2013). Tokat valisi de Burger King’i aynen öyle (Radikal, 11.10.2013). Isparta’da lise müdürü Kenan Köse erkek ve kız öğrencilerin yemek saatini ayırıyor (06.11.2013).

Olan bitenler, normal insanları çileden çıkartıyor. Ben ise oturmuş keyifle bekliyorum Başbakan Erdoğan’ın daha da şahlanıp kendini tüketmesini, çünkü bu adam devam eder. Lanet olsun; CHP’nin bu sefaleti ortamında Baba Diyalektik’e güvenmekten başka çare kalmadı.

 

Önceki Yazı
Sonraki Yazı