Baskın Oran

Barrack’ın söyledikleri boş, ama galiba pek boşuna değil

Tom Barrack, gayrimenkul üreticisi Trump’ın mutemet dostu ve bina pazarlayıcısı. Dolayısıyla, diplomasiyle hiçbir ilişkisi olmayan bu adamı epey küçümsedik.

Ama en azından kavramsal bakımdan adamın dedikleri önemli bir sonuca gitmekte sanki.

***

Kendisinden değil, yerli ve milli uzmanlardan başlayalım. Cumhurbaşkanı (CB) Hukuk Başdanışmanı Mehmet Uçum’dan.

Önemli birisi. İnsan hakları konusunda etkileyici bir CV’si var. Bazı işlevleri:

Adli Yargıda Yolsuzluk Araştırması proje koordinatörlüğü. Faili Meçhul Cinayetler ve Kayıpları Araştırma Projesi koordinatörlüğü. İstanbul Barosu İnsan Hakları Merkezi sözcülüğü. Demokratik Açılıma Yurttaş Katkısı Platformu ile Yeni Anayasa Platformu kurucusu. Politika ve Demokrasi Çalışmaları Derneği kurucu başkanı. Âkil İnsanlar Heyeti üyesi.
Unutmadan, TKP üyesi (Türkiye Komünist Partisi). Mütekait üye.

TBMM’nin cumhurbaşkanlığı adaylığı yenileme kararının her şeyi sorunsuz halledeceğini şöyle belirtiyor:

“CB Erdoğan’ın bir kez daha aday olması için yeni anayasaya veya anayasa değişikliğine ihtiyaç yoktur. Mevcut anayasada zaten bu konuda imkan vardır. İstisnai adaylık dediğimiz bu imkan TBMM’nin 7 Mayıs 2028’de yapılması gereken genel seçimlerden belli bir süre önce alabileceği seçimlerin yenilenmesi kararıyla devreye girer.”

Yani şu andaki süre bitmeden önce, TBMM’de en az 360 oyla, 2027 sonu veya 2028 başında yenileme kararı alınırsa, mevcut CB yeniden aday olabilecek.

Bu söylediğini, meseleyi “ters yönden” alarak şöyle de kuvvetlendiriyor:

“Bir cumhurbaşkanı ikinci döneminde seçimlerin yenilenmesi kararı (kendisi) verirse, bu sefer de hem kalan süresinden feragat eder hem de bir daha aday olamaz.”

***

Uçum, CB seçimi konusunda 16 Nisan 2028 Pazar gününü öneriyor.

Seçtiği bu tarih epey ilginç ve alabildiğine sembolik: 2017 anayasa değişikliğinin 11. yıldönümü.

Çünkü, hatırlarsak, 2017’de Parlamenter Sistem’den CB Hükümet Sistemi’ne geçilmişti. Başbakanlık kaldırılmış, cumhurbaşkanına yürütme yetkisi verilmiş, istediği hususları CB Kararnamesi’yle yürürlüğe sokacağı kabul edilmişti. Belki daha önemlisi, CB artık partili olabiliyordu).

***

M. Uçum sözlerini, “CB Erdoğan’ın yeniden CB olmaya ihtiyacı yoktur ama Türkiye’nin bir kez daha CB Erdoğan’a ihtiyacı vardır” diye bitiriyordu.

Bir açıdan da doğruydu bu.

Çünkü siyasi bakımdan tutuklanmadık ve görevden alınmadık CHP’li belediye başkanı bırakılmaması için, ekonomik bakımdan tavukçulara kayyım atanabilmesi için, toplumsal bakımdan da köprüler ve deniz kıyıları gibi “kupon” yerleri “özelleştirmek” için böyle bir ihtiyaç vardı.

***

İktidar ortağı D. Bahçeli, özellikle Kürt meselesi konusunda CB Erdoğan’dan farklı fikirler ileri sürdüğü halde, burada onu destekledi. Şöyle dedi:

“Seçimlerin zamanında yapılmasıyla Cumhurbaşkanımızın danışmanının verdiği tarih arasında saat farkı bile yoktur. Önemli olan seçimlerin zamanında yapılmasıdır (…) Cumhurbaşkanımız görevdedir, biz de arkasındayız.”

Bahçeli şimdiye kadar seçimlerin zamanında yapılmasını isteyegelmişti. Saat farkı bile yoktur derken yaklaşık 1 ay fark olmasına rağmen herhalde buna gönderme yapıyordu.

Herhalde diyorum, çünkü ben bunu tam anlayamadım.

***

CB Erdoğan için 2028’den sonraki 5 yılın ardından ne düşünülüyor olabilir?

Şu 5 yıl bi temin edilsin de sonrası Allah kerim; “istisnai adaylık” da tüketilince zaten şu anda sürekli gündemde tuttuğumuz anayasa değişikliği tekrar ele alınır ve cumhurbaşkanlarının en fazla 2 kere aday olabileceklerine ilişkin madde kaldırılır, diye düşünülmüş olacak.

Allah uzun ömür versin, Erdoğan’ın hak vaki olana kadar CB kalması böyle sağlanacak.

***

Anayasa’nın CB adaylarını en fazla 2 seçimle kısıtlayan hükmü Md. 101/2. Kimi AKP’liler ve MHP’liler şöyle diyorlar:
6271 s. Cumhurbaşkanlığı Seçimi Kanunu Md. 3/2 hükmüne göre, seçimler erkene alınabilir. Bu durumda cumhurbaşkanı görev süresini kendi iradesi dışında tamamlayamamış demektir. Anayasada bir geçici hükmün varlığı aranmaksızın ve değişikliğe gidilmeksizin, Cumhurbaşkanının tekrar seçilmesinin önünde hukuki bir engel yoktur.

Tabii, kanun mu üstündür yoksa anayasa mı diye sormamak şartıyla mantıklı.

Artık gelelim yazının başlığına, yani Barrack’a. Hatırlayalım:

7 Aralık 2025’te, Ortadoğu’yu kastederek şöyle demişti:

Bu bölgede en iyi işleyen şey, ister beğenin ister beğenmeyin, hayırsever bir monarşi olmuştur.

Bu 17 Nisan’da da şöyle tamamladı:

Dünyanın bu bölgesi sadece tek bir şeye saygı duyar: Güç. Demokrasi arayışları çöktü. Bu coğrafyada işe yarayan tek şey güçlü liderlik rejimleri ile merhametli monarşiler ve/veya monarşik cumhuriyetler.

Trump’ın Ortadoğu Genel Valisi’nin istediği bu yönetim biçimleri, özellikle monarşik cumhuriyet; AKP’li Şamil Tayyar’ın damat Berat Albayrak’ı ve AKP’li Mücahit Birinci’nin ise oğul Bilal Erdoğan’ı bundan sonraki yöneticilerimiz olarak zikretmelerinden sonra daha bi anlam kazanmış bulunuyor. İkisi de hanedan yönetimine işaret ediyorlar.

Makbul Türkler “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeniden cumhurbaşkanı olmaya ihtiyacı yoktur ama Türkiye’nin bir kez daha Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ihtiyacı vardır” deyince, Barrack’ın söylediklerini “dışarıdan müdahale” olarak nitelemek kolay olmuyor.

Not: Trump ile Erdoğan arasındaki uyumla ilgili bir son dakika gelişmesi var: ABD’de 9 yıldır süren ve bizden endişeyle izlenen Halkbank davası düşürüldü. Çok anlamlı bir gelişme; bir başka yazıya.

Önceki Yazı