Baskın Oran

…Gidiyoruz Kıyamete!

Bunun aslı, malum, Cem Karaca’nın meşhur şarkısıdır: “Bindik Bir Alâmete, Gideyoz Kıyamete.

Şarkının bugünlerdeki versiyonu ise az farklı: Bindirildik bir alâmete…

***

Durmadan kendimi yokluyorum; bu yaşa gelmişim, bu kadar okumuş yazmışım, niye ben hiç anlamıyorum olup bitenleri diye yıpratıyorum kendimi.

Çünkü sadece şu son iki günde bile Tek Adam Rejimi’nin yapıverdiklerini, kendimi iktidarın yerine koyuyorum, katiyen anlamıyorum.
Tamam, kendine zarar veriyor, bu tamam da, bütün anladığım bundan ibaret.

Acaba, “Paniklemek” ve “Panikletmeye çalışmak” kavramlarına başvursam izah edebilir miyim CHP’ye kayyım atanmasını ve Bilgi Üniversitesi’nin kapatılmasını?

CHP Genel Merkezi’ndeki Kılıçdaroğlu portresi indirilip parçalandı.

Evet, CHP’ye kayyım atandı. Kayyım da, 2023 Kurultayında düşmüş olan Kemal Kılıçdaroğlu (KK). Aylardır sayısız gazetecinin içeri atılması ve sayısız muhalefet belediyenin darmadağın edilmesine bir de bu eklendi!

KK, sanki İstinaf’ın sonucunu biliyormuş da kamuoyunu hazırlamak istiyormuş izlenimi veren bir video yayınladı 20 Mayıs’ta. Gelen haberlere göre 22 Cuma sabahı itibariyle bunu 14 milyon kişi görüntülemiş ve çok büyük çoğunluğu olumsuz olmak üzere 45.000 yorum yazmış altına.

Yine gelen haberler, bu mutlak butlan kararının hazır beklediği yönünde. İstinaf mahkemesinin başkanına sorulduğu zaman “daha henüz müzakere etmedik” demiş ve bunun ardından pat diye tam 20 sayfalık bir mutlak butlan kararı yayınlanmış. Düşününce şu mantıksal sonuç çıkıyor ki, bu karar mahkemeden başka bir yerde alınarak mahkemeye tebliğ edilmiş, mahkemeye de ilan etmek kalmış!

Her şey o kadar gizli, o kadar şüpheli ki, bilemiyorsun ki birader! İnsan şunu söylememek için kendini çok zorlamak zorunda: Ha askerler darbe yapmış, ha siviller!

Mutlak Butlan kavramını halkımız bu vesileyle öğrendi ki, buna ilişkin olan işin başından beri geçersiz sayılıyor. Geçen 3 sene içinde kim bilir ne kararlar alındı. Kırtasiye giderlerine varıncaya kadar; bunların sayısını bile bilmene imkan yok ki iptal edesin.

Ayrıca, birkaç kişinin oyunu para karşılığı satmış olduğunu varsaysak bile, bütün kurultayın geçersiz sayılması nasıl iş? O kişileri tespit eder ve onları cezalandırırsın; partiyi kapatmak gibi bir durum nasıl iş?

Diğer yandan, avukatım Oya Aydın Göktaş’ın hatırlattığı gibi, paranın yanı sıra mutlaka tehdit de olması gerekir. Kimse tehdit ettim demiyor, kimse tehdit edildim demiyor.

Hani bir TV dizisi var “Çok güzel hareketler bunlar” diye. Bu türden kararlara da “Çok tehlikeli hareketler bunlar” demek lazım çünkü yarın öbür gün AKP’nin kapatılması için de kullanıverir birileri.

Yılların KK’sı bunları kendine nasıl yediriyor?

İ. Bülent Çelik’in 21 Mayıs 2026 tarihli karikatürü

Geçelim Bilgi Üniversitesi’nin kapatılması olayına.

***

Haberi, 22 Mayıs Cuma sabahının ilk saatinde şöyle duyduk:

TMSF tarafından el konulan Can Holding’in malları arasında yer alan İstanbul Bilgi Üniversitesi, Resmî Gazete’de yer alan Cumhurbaşkanlığı kararıyla faaliyet izni kaldırılarak kapatıldı. 1996 yılında kurulan üniversitenin yaklaşık 20 bin öğrencisi bulunuyor. YÖK öğrenciler ve akademisyenler ile idari personelin geleceğine ilişkin açıklama yapacağını duyurdu.

Üniversiteler kanunla açılır. Oysa Bilgi kararnameyle kapatılıyor. Nasıl oluyor bu? Şöyle oluyor:

2547 s. Yükseköğretim Kanunu’nun na getirilmiş bir Ek Md. 11 var. Diğer şeyler arasında, “Kaynak Aktarımı ve İznin Kaldırılması” başlığı altında şunu da diyor:

Vakıf üniversitesinden kurucu vakfa veya üçüncü kişilere mevzuata aykırı şekilde doğrudan ya da dolaylı kaynak aktarıldığı tespit edilirse, kurumun faaliyet izni Cumhurbaşkanlığı Kararı ile kaldırılabilir.

Meğer, Bilgi’yi 2019’da 90 milyon dolara satın alan Can Holding’e soruşturma açılmış, Holding bünyesindeki 121 şirketin yanı sıra Bilgi’ye de el konmuş ve sonunda Bilgi’nin kurucu vakfına kayyım atanmış.

Şu hale bakınız, koskoca üniversite piyasada AVM gibi muamele görüyor ve devlet seyrediyor.

Ben bunları yazarken bilgisayarcı arkadaşım Bülent Küçükaslan da internetten malumat yolluyor:

Bilgi’nin yaklaşık 650’si yabancı olmak üzere 21.814 aktif öğrencisi var. Ayrıca, üniversitedeki 8 fakülte, 3 enstitü ve 3 meslek yüksekokulunda görev yapan 1.000’in üzerinde akademik personeli ve 650-700 kadar da idari ve teknik personeli var.

Bunlar ne olacak?

Çıkan habere göre ama öğrencileri “Öğrenci Haklarının Korunması” başlığı altında düşünmüş:

Eğer bir vakıf üniversitesinin faaliyet izni Ek Madde 11 kapsamında kaldırılırsa, kayıtlı öğrencilerin mağduriyet yaşamaması adına bu öğrenciler başka devlet veya vakıf üniversitelerine YÖK tarafından yerleştirilir.

Nereye yerleştirir, o vakıf üniversitesinin “garantör üniversitesi”ne yerleştirir. Garantör üniversite, böyle bir durumda öğrencilerin aktarılacağı devlet üniversitesi. Burası da, Bilgi için önceden belirlenmiş: Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi (MSGSÜ).

İyi de, Google’a “MSGSÜ’de hangi bölümler var?” diye yazıp sorduğunuzda, adı üstünde “güzel sanatlar”la ilgilenen bu üniversitede mesela Hukuk yok. Psikoloji yok. Uluslararası İlişkiler yok.

Kaldı ki, MSGSÜ aktif öğrenci kapasitesi yaklaşık 10.500 ila 11.000 öğrenciyle sınırlı olan MSGSÜ’nün neresine yerleştireceksin 21.814 öğrenciyi? Koltuk takımı mı bu, al salondan yan odaya koy?

İsterseniz MSGSÜ’nün kapasite durumunu, buradan mezun film yapımcısı Irmak Sueri’nin videosundan seyredebilirsiniz.

Diğer yandan, Bilgi’de çalışanların tüm personelin yemek kartları ve özel sağlık sigortaları da hemen iptal edilmiş bulunuyor.
Haberler yağıyor. Öğrenciler, kapıya vurulan zincirli kilide rağmen girdiler ve bu inanılmayacak olayı protesto ediyorlar. Ben burada bırakıyorum.

Fotograf: Eylem Nazlier /Evrensel

Önceki Yazı