Baskın Oran

Yılbaşı kutlamaları hırıstiyan icadı mı?

İ.Sabri Çağlayangil ilginç adamdı. Cenaze namazı bile öyle oldu.

Basından okuduğumuz kadarıyla, 31 Aralık günü Kocatepe Camiinde kılınan cenaze namazı sonrasında cami imamı Kadir Temel okuduğu hutbede aynen şöyle dedi:

“Pek çok Müslüman Hazreti Muhammed’in Mekke’den Medine’ye hicretine dayanan hicri yıldan hiç haberdar olmazken, temeli Hıristiyanlığa dayanan bir günü kutluyor. Bu milli ve manevi değerlerden sapmadır ve çok üzücüdür (…) Dünyanın pek çok yerinde Müslüman kardeşlerimiz vahşet ve zulüm altında ölürken, bizler Hıristiyan alemiyle, zalim Sırplarla aynı bayramı paylaşmaktan hicap duymuyoruz!”

Hani, bir fıkra vardır, şimdi anlatması uzun düşer ama, “Hangi bir yanlışını düzelteyim be adam!” diye biter, onu anımsadım.

Birincisi, ve her şeyden önce, yılbaşını 1 Ocak günü kutlamanın temeli Hıristiyanlığa dayanmıyor.  Dolayısıyla, imam efendinin dediğinin tersine, “manevî değerlerden sapma”yla hiç ilgisi yok. Bir bakımdan değil, iki bakımdan yok.

a) 1 Ocak kutlamasının bilinen en eski resmî uygulaması Roma İmparatorluğunda ve İ.Ö. (İsa’dan Önce) 153’te. Yani, Hıristiyanlığı ortaya atan adamın doğuşundan tam bir buçuk yüzyıl önce. 1 Ocak’ta Roma’da evler yeşillikle ve ışıklarla donatılır, çocuklara ve yoksullara armağanlar verilirdi.

Hıristiyanlık döneminde yılbaşı, büyük çoğunlukla 25 Mart’ta (İsa’nın Meryem’e müjdelendiği gün) , İngiltere’de ise 25 Aralık’ta (İsa’nın doğduğu gün, Noel) kutlanıyordu. 1 Ocak’ta kutlanmaya başlanması, Gregorius’un yaptığı Gregoryen takvimin kabul edildiği 1582’den sonradır.  (Açıklamayı hoşgörün; “Gregorius’un yaptığı Gregoryen takvim” deyişimin nedeni,  Kocatepe Camiinin değil ama, bir zamanlar Türkiye’nin imamı Kenan Evren efendinin 31 Aralık 1986 günü “Jülyen ve Gregoryen adlı iki zat iki ayrı takvim yapmışlar” diyerek Türk milletini irşad ediverdiğini anımsayışımdandır).

1 Ocak tarihinin bizde ilk kabul edilişi de, imam efendinin büyük olasılıkla sandığı gibi Cumhuriyet zamanında değil,  ilk kez Şubat 1917’de, yani Osmanlı İmparatorluğu zamanında olmuş, sonradan  1926’da yasalaştırılmıştır. Resmî tatilleştirilmesi ise 1935’tedir. İmam efendinin kafasını karıştıracak kadar fazla tarih verdik ama, olsun. Öğrensin.

Hatta, imam efendiyi biraz daha gıdıklamak için söyleyeyim, yapılan bilimsel hesaplara göre İsa, kendisinin doğduğu söylenen, bizim de bugün kullandığımız  Miladî takvimin başı sayılan “sıfır” yılından 6 yıl önce,  yani İ.Ö. (Milat’tan önce) 6 yılında doğmuştur! Hadi hocam, gel de, bir de bunun içinden çık bakayım!

b) İsa’nın (Hristos) doğum günü, Ermeni Kilisesine göre 6 Ocak’ta, diğer tüm Hıristiyan kiliselerine göre 25 Aralık’ta olduğundan, yılbaşının bu açıdan da Hıristiyanlıkla ilgisi yok. Yılbaşı adeti Hıristiyanlıktan gelmemiş. Tam tersine, Hıristiyanlık 1 Ocak’a yamanmak zorunda kalmış. 1 Ocak, İsa’nın doğduğu güne çok yakın bir gün.  İsa’dan çok önce halk arasında iyice yerleşmiş böyle bir kutlamanın yaygınlığından yararlanmak istemiş Hıristiyanlık.

Bektaşi, sokakta koca bir saldırmayla (bıçak) gezerken yakalanınca, “Bu, demiş, kitaplardaki yanlışları kazıyıp düzeltmek içindir”. “Bre, bu koca aletle kitap kazınır mı?” yanıtını alınca da, “Aaah, ah! demiş, bazan öyle yanlışlar oluyor ki, bu bile kâfi gelmiyor!”. Kocatepe Camii imam efendisi Kadir Temel’in yanlışlarını düzeltmek için bir yazı yetmedi. Yarın devam edelim.

Yarın: Yılbaşı kutlamaları, bal gibi, “millî değer”ler  arasındadır

Önceki Yazı
Sonraki Yazı