Baskın Oran

Yeni Parti programında bulamadıklarım. Ve bir şey daha

Gazeteler, Yeni Parti’nin yayınladığı programı özetlediler.

Böyle yeni kurulan, üstelik kavga gürültü içinde kurulan bir partinin aceleyle ilk yayınlanan programı tabii ki ayrıntı içeremez. Ama yine de bir fikir verir.

Ben orijinal programın kendisini görmek istedim. Amacım, ilgi alanımı oluşturan yani ülkemizde baskı altında tutulagelmiş etno-dinsel gruplar hakkında ne söylendiğini görmekti. Arkadaşım Bülent bulup yolladı.

***

İki kelime teori yaz derseniz:

ABD’de nasıl makbul vatandaş WASP ise (Beyaz, AngloSakson, Protestan), bizde de malum, HASÜMÜT’tür: Hanefi, Sünni, Müslüman, Türk. (AKP’den önce bunun başında LA (laik) vardı, çeyrek yüzyıldır düştü.)

Başka bir söyleyişle, bizde makbul vatandaş makbuliyet sırasıyla şöyledir:

1) HASÜMÜTler; 2) Müslüman olup da Hanefi Sünni olmayanlar (Aleviler); 3) Kürtler; 4) Gayrimüslimler.

Bunu da tercüme edersek, en fazla baskı görmüş olanlar sondan başlayarak ikisidir:

1) Asimile edilmeleri mümkün görülmeyenler, yani Gayrimüslimler. 1,5 milyondan bugün 50.000’e indirilmiş olan Ermeniler, sonra da Mübadele’nin ardından 130.000’den 2.000’e indirilmiş olan Rumlar. Museviler diyorsanız, otokton (bu toprakların kadim halkı) olmadıkları için ortalıklarda fazla gözükmemek sayesinde idare etmekteler.

2) Asimilasyonu reddetmek nedeniyle Kürtler.

Programda ben bu ikisi hakkında ne denmiş, onu aradım

Şu sırada Çözüm Süreci nedeniyle çok gündemde oldukları için, önce Kürtler’e baktım.

40 sayfalık programda, Türkiye’nin içte ve dışta başlıca sorunu olan Kürt meselesine 2 paragraf ayrılmış. Şöyle diyor:

Terörün sona ermesiyle birlikte eşitlikçi, katılımcı, demokratik bir siyasi ve toplumsal düzenin kurulması ile Kürt sorununda kalıcı çözüm sağlanacaktır. Esas ilke herkesin kendini ülkenin eşit yurttaşı olarak hissedebilmesidir. Ana dil haktır. Bu yaklaşımla tüm yurttaşların ana dilini öğrenme, kullanma ve geliştirme hakkı sağlanacaktır. “Kimsenin kimliğinden dolayı ayrımcılığa uğramasına ve toplumsal olarak dışlanmasına izin verilmeyecektir.

“Doğu ve Güneydoğu Anadolu başta olmak üzere, bölgesel eşitsizliklerin yoğunlaştığı alanlarda kapsayıcı kalkınma programları uygulanacaktır. Eğitim, sağlık, istihdam, altyapı, dijitalleşme ve gelir adaleti alanlarında özel destek mekanizmaları kurulacaktır.”

Sonra, Kürt meselesinden yerel yönetimler/belediyeler babında da bahsedilmiş mi diye baktım, şu var:

“Kesinleşmiş yargı kararı olmadan seçilmiş yerel yöneticilerin görevden alınmasına izin verilmeyecektir. Kayyım uygulamalarına son verilecektir.”

Kürtlerin özellikle dil hakları konusunda, Md. 39’la öne çıkan Lozan (Barış Antlaşması) kelimesine baktım, bişey yok.

Madde 39 — Müslüman olmayan azınlıklara mensup Türk yurtdaşları Müslümanlarla özdeş medeni ve siyasal haklardan yararlanacaklardır.

Türkiye’nin tüm halkı, din ayırtedilmeksizin, yasa önünde eşit olacaktır.

Din, inanç ya da mezhep farkı hiçbir Türk Yurtdaşının medeni ve siyasal haklardan yararlanmasına ve özellikle genel hizmetlere kabulüne, memurluğa ve yukarı derecelere ulaşmasına, ya da çeşitli meslekleri ve sanatları yapmasına bir engel sayılmayacaktır.

Herhangi bir Türk yurtdaşının gerek özel ya da ticaret ilişkilerinde, gerek din, basın ya da her türlü yayın konusunda ve gerek toplantılarda herhangi bir dili serbestçe kullanmasına karşı hiçbir sınır konulmayacaktır.

Resmi dilin varlığı kuşkusuz olmakla birlikte, Türkçeden başka dil ile konuşan Türk yurttaşlarına yargıçlar önünde kendi dillerini sözlü olarak kullanabilmeleri için gerekli kolaylıklar gösterilecektir.”

***

Kürtlerden bahseden yukarıdaki paragrafların hemen ardından Alevilerden söz eden 1 paragraf var:

“Alevi yurttaşlarımızın toplumsal yaşamda maruz kaldıkları eşitsizliklere, hak ihlallerine ve Alevi inancının tanınmaması ve taleplerinin görmezden gelinmesine son verilecektir. Cemevlerinin ibadethane statüsü yasal güvenceye kavuşturulacak ve bu doğrultuda gerekli tüm yasal düzenlemeler gerçekleştirilecektir. Alevi yurttaşlarımızın haklarını etkin biçimde koruyacak, hak ihlallerinin önlenmesini ve giderilmesini sağlayacak kurumsal mekanizmalar oluşturulacaktır.”

***

Ardından, esas baskıyı görmüş olan ve Lozan’da haklar bakımından en önde zikredilen Gayrimüslimler hakkında neler söylenmiş diye baktım.

Lozan’ın yanı sıra İslam, Gayrimüslim, farklı, inanç, din, ibadet gibi kelimelerle de aratarak.

Bişey bulamadım.

En yukarıda yazdığımı tekrar etmeme izin verirseniz:

Böyle yeni kurulan, üstelik kavga gürültü içinde kurulan bir partinin aceleyle ilk yayınlanan programı tabii ki ayrıntı içeremez. Ama yine de bir fikir verir.

***

“Bir şey daha” derken:

Hürriyet’in en önemli yandaş yazarı Abdulkadir Selvi, 3 Ağustos’ta TBMM’ye sunulacağını söylediği Çözüm Süreci yasası hakkında şunları diyor:

“Yeni yasal düzenleme, 1925 yılında çıkarılan Şeyh Said Yasası’na benzetiliyor. Şeyh Said Yasası da geçici olarak ve sınırlı bir süre için çıkarılmış. 3 aylık bir süre öngörülmüş.

“(…) Şeyh Said Yasası, Şeyh Said isyanı bastırılmış, Şeyh Said idam edildikten sonra çıkarılmış. Şeyh Said idam edildiğine göre yasanın çıkarılmasına neden gerek duyulmuş?

“(…) [Atatürk, İnönü ve İçişleri Bakanı Ş. Kaya] Devlet aklıyla hareket etmişler. Çünkü görmüşler ki Şeyh Said idam edildikten sonra isyanlar devam ediyor. Sason ayaklanmaları, Birinci Ağrı İsyanı, Koçuşağı İsyanı, Mutki İsyanı, İkinci Ağrı İsyanı yaşanmış. İsyanlara son vermek için Şeyh Said Yasası’nı çıkarmışlar.”

Ben bunu pek anlamadım.

Anlamadım çünkü şimdi çıkarılacak olan geçici Çözüm Süreci yasası yeni Kürt isyanlarını önlemek için mi çıkartılacak, yoksa artık Kürt isyanı olmasına yol açacak bir ortam olmasın diye mi.

Önceki Yazı