Baskın Oran

Trump dünyasında Türkiye’nin Dincileştirme politikası

Bursa Yiğitler Anadolu İmam Hatip Ortaokulu’nda, Nakşibendi Şeyhi Seyda Feyzullah Konyevi’nin “Asr-ı Saadet Seferleri” adlı kitabı Kevser Eğitim Vakfı tarafından bedava dağıtıldı.

Okul müdürü M. Ordulu’nun, “Geçerken bıraktılar. İçinde tarikat propagandası değil İslam var. Kültür Bakanlığı bandrollü resmî bir kitap” dediği bu olayın ardından Şeyh Konyevi’nin epey faal olduğu ortaya çıktı. Şöyle ki:

Kocaeli Valiliği’nin 10 Kasım’da Atatürk için Mevlit okutulması kararının ardından Şeyh sosyal medya hesabından şöyle yazmıştı: “İslam dininde Gayrimüslim birine dua edilmez (…) Yahudi şapkasını takmamızı mecbur etmiş bir insanı biz çok seviyoruz sen de sev ve Cennet’ine koy’ diye mi dua edeceksiniz?

X üzerinden de şöyle: “Leman denen alçak dergiyi savunanlar da alçaktır, kafirdir (…) Bu alçak münafıklar mukaddesatımıza saldırıyı sulandırmaya çalışıyorlar”.

9 Ekim 2025’teki vaazında da şöyle demişti: “Hiçbir İslam ülkesi özgür değil (…) Dinsizler dindarlara hükmetmeye başladı (…) Bazı sitelerin ortasında yapılan açık yüzme havuzları ahlaksızlık yayıyor (…) Müslümanlar cihada hazırlıklı olmalı.

Herhalde Suriye’deki Selefi eğilimli Şam yönetimine biat etmedikleri için olsa gerek, Dürzilere de bulaştı: “Tarih, Dürzileri her devirde her alçaklığın her kalleşliğin timsali olarak kaydetti. Dürzilik namertliğin mührüdür.

Şeyh Konyevi şu âna kadar, “Halkın bir kesimini, sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, cinsiyet veya bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılayan kişi, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır” hükmünü getiren TCK Md. 216/2’den herhangi bir takibata uğramadı.

Buna karşılık, İzmir’de bir sokak röportajında “Sosyal medyanın kapatılmasını desteklediğiniz için, hayvanların katledilmesini desteklediğiniz için hepiniz beyni emcüklenmiş birer geri zekâlılarsınız” diyen genç kadın Dilruba Kayserilioğlu aynı 216/2’den 7 ay 15 güne mahkum edildi.

İstanbul Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’ndeki, “Atatürk’ün gericiliğe karşı mücadelesi” temasını taşıdığı belirtilen heykeli yapan ve sergileyenler ise “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik veya aşağılama”dan tutuklandılar.

***

Tek Adam Rejimi, Ramazan ayından da yararlanarak, Anayasa’da din ve devlet işlerinin ayrılması ve devletin tüm inançlara eşit mesafede durması demek olan laiklik ilkesine rağmen yürüttüğü dinsel faaliyetleri yoğunlaştırdı. Özellikle Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) vasıtasıyla küçük öğrenciler üzerinde.

Son üç aydan bikaç örnek verelim:

MEB’nin Ramazan genelgesi sonrası İzmir Buca İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, okullara bazı sınıf ve kütüphanelerin dönüştürülerek mescit ve abdesthane oluşturulması için yazı gönderdi. Eğitim-Sen buna “laik ve bilimsel eğitime aykırı” diyerek tepki gösterdi.

12.03.1921’de İstiklal Marşı’nın kabulünü anmak için 12 Mart’ta Karaman’da düzenlenen anma programında Marş öğrencilere Arapça okutuldu.

Aynı ilde Cahit Zarifoğlu İmam Hatip Ortaokulu’nda Türkçe okunan İstiklal Marşı’nın ardından Kur’an-ı Kerim tilaveti gerçekleştirildi.

Arapça marşa MHP il başkanı M. Gözel hemen tepki verdi. 17 Mart tarihli Hürriyet’te Ahmet Hakan ise olayı savundu: “Korkunç bir Arapça nefreti. Biraz ırkçılık, çokça İslam alerjisi.

***

Karaman Valiliği olay hakkında “soruşturma” başlatıldığını açıkladı.

Bu ise şunu anımsattı:

Gezi olaylarında “kırmızılı kadın”a 70 cm mesafeden defalarca göz yaşartıcı gaz sıkan polise “300 tane ağaç dikme” cezası verilmesi üzerine şimdi AİHM’nin bu cezayı “cezasızlık” olarak yorumlayarak Türkiye’yi tazminata mahkum etmesini.

***

Mersin’de iki lise öğretmeni okuldan uzaklaştırıldı ve ardından birer maaş kesme cezası aldı.

Gerekçe: TCK Md. 115’deki “İnanç, Düşünce ve Kanaat Hürriyetinin Kullanılmasını Engelleme” suçunu işlemek.

MEB ile Diyanet ve Gençlik ve Spor Bakanlığı arasında Kasım 2021’de imzalanmış ve “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum” şiarıyla muhafazakarlık aşılamaya yönelik bir protokol olan ÇEDES etkinliğine, öğrencilerin ders sırasında veli izni ve öğretmen izni olmadan götürülmesine karşı çıkarak.

***

Ankara Balgat Ömer Seyfettin Lisesi’nde teneffüslerde din kültürü öğretmenleri eşliğinde deflerle ilahiler okundu ve bir sınıf kapısına “Cennette Reyyân adlı bir kapı vardır oradan sadece oruçlular girer” yazıldı.

Kocaeli Derince’de ilahinin zil sesi yapılmasına tepki gösteren veli ifadeye çağırıldı. Veli, “Ben okuldaki laiklik karşıtı uygulamalara tepki gösterdim. Eşit yurttaşlığı savunuyorum” dedi.

***

CB ve AKP Gn. Bşk. Erdoğan, partisinin grup toplantısında, Menzil ile bağlantılı Abdurrahman Önül’le birlikte bir ilahi kaydı yayımlayan Celal Karatüre’ye teşekkür etti:

Kâbe’de hacılar, Hu der Allah… Bu ilahi 7’den 70’e insanımızın diline ve inşallah kalbine nakşeden ülkemizi o güzel ilahilerle tek ses, tek yürek haline getiren bestecisinden icracısına kadar tüm kardeşlerime buradan tebriklerimi iletiyorum…

Şöyle devam etti:

Özellikle okul bahçelerinde yavrularımızın hep birlikte bu ilahilere eşlik ettiklerini, hep bir ağızdan coşkuyla lafza-i celali seslendirdiklerini görmek bizi ziyadesiyle memnun etti, mesrur etti, gururlandırdı. Tüm Türkiye’nin aynı ritimde buluşması, aynı sözleri ve aynı sesleri terennüm etmesi özlediğimiz, arzuladığımız, hasretini çektiğimiz bir iklimdi.

Tamamladı:

Şunu bir defa açık açık söylemek isterim. Kimse bundan gocunmamalı. Rahatsız olmamalı. Kimse tedirgin olmamalıdır. Bu fotoğraf gerçek Türkiye fotoğrafıdır. Bu fotoğraf bu toprakların fotoğrafıdır. Bu milletin fotoğrafıdır.

***

İzmir Tevfik Fikret okuluna giden MEB müfettişleri ilkokul dördüncü sınıftan liseye kadar her sınıftan ikişer öğrenci seçti ve kütüphaneye götürdükleri bu çocuklara 3 soru sordu:

Din dersinde ders işleniyor mu?”; “Din yerine başka bir ders yapılıyor mu?”; “Evde, sokakta ve derste cumhurbaşkanımıza hakaret duyuyor musunuz?

Kimi çocuklara “Din deyince ne anlıyorsun?” diye de soran müfettişler ilkokul çocuklarının kimlik numaralarını ve imzalarını aldılar. Liselilere ise önce yemin ettirdiler.

İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü, Arnavutköy’de Necip Fazıl Kısakürek İmam Hatip Ortaokulu’nda öğrencilere “selefi yemini” okutulduğuna ilişkin görüntülerin paylaşılmasının ardından inceleme ve soruşturma başlattı.

Bu yemin, El-Kaide kapsamında yargılandığı davada “silahlı terör örgütü kurma ve yönetme” suçundan 12,5 yıl hapisle cezalandırılmış olan IŞİD’li, “Ebu Hanzala” kod adlı Halis Bayancuk grubunun yemini olarak bilinen “selefi yemini”.

Bu tür “soruşturma”lara ve bunların AİHM tarafından yorumlanmasına yukarıda “kırmızılı kadın” olayı vesilesiyle değinmiştim.

***

İstanbul Çekmeköy’deki programda okul ve camiler birbirleriyle eşleştirildi. “ÇEDES ile okul ve camilerimiz el ele” mesajı verildi. Programın düzenleyicileri arasında Evrensel Hafızlar Derneği, Cihannüma Derneği, İHH İnsani Yardım Vakfı, İlim Yayma Cemiyeti ve TÜGVA gibi kuruluşlar da yer aldı.

***

Bu devlet eylemlerinin öğrenciler nezdindeki sonucunu sorarsanız:

Bursa Orhangazi’deki 4 lise ile 2 ortaokul öğretmen ve yöneticileri arasında yapılan Kadir Gecesi’nde hatimli teravih namazına katılma etkinliği sonucunda, söz konusu okulların toplam mevcudu 3.322 iken, 22 öğrencinin namaza kaldığı görüldü.

***

Tek Adam Rejimi’nin gittikçe yoğunlaşan bu dincileştirme politikasının Batı nezdindeki durumuna gelince.

Türkiye’deki demokratikleşme yerine dincileştirmenin gerek Avrupa’nın (AB) gerekse ABD’nin zerre kadar umurunda olmaması ve Tek Adam’ın bundan yararlanarak tam gaz gitmesi şu unsurlar sayesinde:

1) Avrupa ülkeleri, Ortadoğu’daki bu yapılanmaya karşı hiç tepki göstermiyor çünkü tek ama tek istedikleri, mülteci akınına Türkiye’nin set çekmesi.

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ile Avrupa Konseyi Başkanı Antonio Costa’nın cihatçı Ahmed Şara’nın ayağına gidip, el sıkmak yerine sağ ellerini kalplerine koyarak İslam usulü selamlamaları bundan.

2) 1978 sonrasında Ortadoğu’da SSCB’ye karşı radikal İslamcıları desteklemeye başlayan ABD, Usame bin Ladin liderliğindeki 11 Eylül 2001 El-Kaide saldırısı sonucu ağzı yanınca, “Ilımlı İslam”ı desteklemeye karar verdi. “Uygar ve Demokratik İslam, Partnerler, Kaynaklar ve Stratejiler” adlı 2003 RAND Raporu bu yeni politikanın nasıl uygulanacağına ilişkindi.

Bu durumda, Türkiye’nin Batı için zaten her zaman mühim olan meşhur “jeostratejik önem”i, bu arada da Türkiye’de sözü geçen tek adam olarak R. T. Erdoğan’ın ehemmiyeti, büyük ölçüde arttı.

3) Biden döneminde Beyaz Saray’a gidemeyen/gitmeyen Erdoğan, kendisini “çok beğenen ve seven” Trump’la kanka oldu.

Öyle ki, şimdi R. T. Erdoğan imzasıyla yayınlanan kararnameyle, “yabancı ülkeler arasında gönderilecek askerî malzemelerin Türkiye üzerinden transit geçişine” izin verilmiş bulunuyor.

Durun bi dakka!

Erdoğan yönetiminin tepesinde 2019’dan beri Demokles’in Kılıcı gibi sallanıp duran, İran’a yönelik Amerikan yaptırımlarının Türkiye tarafından delinmesine ilişkin Halkbank Davası vardı ya, şimdi o dava Trump tarafından örtbas/kadük edilmiş bulunuyor.

Çok ama çok rahatlattı bu Erdoğan yönetimini.

Sakın bu hiç beklenmedik Kararname, Trump’a kocaman bi Tenkyu Verimaç olmasın?

Önceki Yazı