Baskın Oran

Porno çizgi romanımız üzerine notlar

Şimdiye kadar en azından benim görmediğim şiddette bir cinsellik haberleri fırtınası var ortalıkta.

Ne yapmış olurlarsa olsunlar, bugüne kadar bir olayın failleri, suçları mahkeme tarafından tespit edilene kadar, özellikle de soyadları, ancak baş harfleriyle duyurulurdu.

Bu sefer böyle değil. Çarşaf çarşaf yayınlanan ve her gün tazelenen bir cinsellik olayında buna aldıran yok. Okurlar da her gün acayip bir iştihayla okuyorlar, daha doğrusu seyrediyorlar.

Buna tepki olarak, bu yazıda hiçbir isim, hatta baş harf vermeyeceğim. Hatta, her zamankinin aksine, tıklanıp okunacak bir link bile. Fikir korsanlığı olmasın diye, medyadaki yazının tarihini vermekle yetineceğim. Çok merak eden internette arayıp bulur ki, herkes her şeyi fazlasıyla biliyor zaten.

Bu furyada, kamuoyunun en azından bir kesimi hakkında çok bilinen argo bir tabir kullanacağım ama, savcıların “halkın bir kesimini aşağılamak” deyip dava açmasından korkuyorum. Kullanmıyorum, anlayan anlar.

Ama sadece bununla izah da yetersiz. Bir inceleme yaparken altyapıyı (sosyo-ekonomik düzen) ve üstyapıyı (kültür) nasıl birlikte ele almak gerekliyse, belden aşağı şeylerle yapılan izahatı aynı zamanda boyundan yukarı şeylerle tamamlamak da lazım.

Her an yeni bir “iddia”nın ortaya atıldığı bu rezil durumda, medyanın yaptığını yapmaksızın yani insanları teşhir etmeksizin düşünelim:

***

T24’te Mehmet Y. Yılmaz bu porno haberlerin esas amacı hakkında şunları yazıyor (23.12.2025):

“[CB Erdoğan’a rakip olabilecek kimi belediye başkanlarını tasfiye etmek için] Yargı eliyle siyasi bir program yürütülürken, halkın yargıya güvenini yükseltecek bir şeyler yapmak gerekir. Şöhretli kişilere yönelik uyuşturucu operasyonlarını böyle görüyorum.
“Böyle olmasa savcılarımız hazırlık soruşturmasının gizliliği [ilkesi] üzerine titizlenirler; operasyonun böyle teşhir edilmesine izin vermezlerdi. Oysa şimdi Erdoğan’ın damadının biraderinin yönettiği medya grubu, gazeteyi sanki İstanbul Adliyesi’nin bodrumunda basıyor gibi!

“Yemekten sonra çay içip çekirdek çitleyerek TV izleyen halkımızın, bu tutuklamalara bakıp, ‘Helal olsun Türk adaletine; meşhur ve zengin dinlemeden yakalarına yapışıyor’ diye düşünmesi isteniyor. Böylece siyasi amaçlı yargı operasyonlarına güvenin de artırılacağı hesaplanıyor”.

Şöyle bitiriyor:

Sinekleri tek tek yakalayıp üzerlerine ilaç sıkmak, bataklığın yeni sinekler üretmesini önlemiyor. Mücadele “sineklerle” değil, doğrudan “bataklıkla” yapılmalı. Bataklığın büyük patronlarıyla!

***

Aynı tarihli T24’te Zeynel Lüle, bu porno kampanyasının çok önemli bir çarpıklığına değiniyor:

“Bugün medyada gördüğümüz ‘çarşaf çarşaf’ ifşalar, gazeteciliğin kara lekesidir. İnsanların özel hayatını teşhir etmek, basın özgürlüğü değil, mahremiyetin gaspıdır. Bugün özel hayatı ifşa edilen insanların itibarları zedeleniyor, aileleri zarar görüyor, psikolojik olarak yıpranıyorlar.”

Bir diğer yandan, bu kadınların o sırada yurt dışında bulunan ve hakkında yakalama kararı çıkartılan bir tanesinin halet-i ruhiyesi acı verici:

19 Aralık’ta sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Hakkımda çıkan haberlerle ilgili bir açıklama yapma gereği duyuyorum. Şu anda yurt dışındayım, kısa zamanda ülkeme döneceğim. Döndüğüm zaman daha detaylı bir açıklama yapabileceğim” diyor.
Ve bir fotoğraf paylaşıyor: Bir Kur’an ve bir tespih.

Ardından, 23.12.2025’te sosyal medya hesabından yine Kur’an’dan bir sayfa paylaşarak, “Ben değişmedim, sadece kalbimin yönü derinleşti. Allah herkese bu hali nasip etsin” diyor.

Tam ters bir açıdan bakarsak, medyamızın bu kadınlar hakkında yazdıkları ülkemizin tam bir hal-i perişanı.

Referans adlı kanala (23.12.2025) göre, porno çizgi romanımızın “esas kız”ı lise eğitimini bir İmam Hatip Lisesinde tamamlamıştır, ardından akademik kariyerine medya ve iletişim alanında devam etmiştir; casus olabilir.

Aynı kanalın aynı tarihli bir diğer haberi, kendisinin MüslümanHristiyan mı olduğunu tartışıyor.

Diğer yandan, Yeni Akit gazetesi (24.12.2025) fırsatı kaçırmıyor: “Seküler ünlülere tabak tabak uyuşturucu” diye başlık atıyor…

***

Gerçekten, herhangi bir insanın (beynini olduğu gibi) belden aşağısını da canı istediği gibi kullanması özel hayatın gizliliğine ve dolayısıyla dokunulmazlığına girer.

İtirazı bulunan ve bunu hiç yapmamış olan varsa, “ilk taşı o atsın”.

Ama bu olayın (esas araştırılması gereken) ötesi de var: Siyasal yönü.

Nitekim Halk TV’den İsmail Saymaz, bir gizli tanığın bir Hürriyet yazarının ifadesiyle ilgili iddialarını dile getiriyor (23.12.2025):
Sosyal medya fenomeni (bu “fenomen” lafından da nefret ediyorum!) bir grubun yanı sıra bir genç kadını Dubai’ye götürerek Arap şeyhlerine pazarladığını, bu şahsın Katar’da bir ay önce de ahlak polisi tarafından gözaltına alındığını yazıyor.

Doğru mudur, mum tutmuyorduk, bilemem. Ama Dubai şeyhlerine kadar gitmeye gerek olmayabilir, çünkü bizde genellikle erkek olan üst düzey karar vericiler, ki şimdikilerin önemli bir kısmı “karma eğitim” tanımayan çevrelerden gelmekte, şeyh kadar zengin değiller ama şeyh kadar meraklı olabilirler “bu işe”.

***

Bitmedi. Olayın bu kadar dallanıp budaklanmasının sebebi yukarıda sözünü ettiğim durumlar ise, bir diğer sebebi de siyasetçilerin rakiplerini tasfiyede kullanmaları. Yani aynı çevredeki hizipler arasındaki kavga.

Nitekim Nefes’ten Deniz Zeyrek, bu uyuşturucu meselesinde tutuklanan kimlerin hangi çok ünlü politikacılara “yakın” olduğunu ayrıntısıyla teker teker anlattığı yazısında (23.12.2025) şu hükme varıyor:

Pabucu dama atılmış bürokratları bir kenara bırakırsak, bazı siyasetçilerin hedef tahtasında olduğunu söyleyebiliriz. Söz konusu siyasetçiler de yeni sistemin bürokratları ön plana çıkarıp siyaseti devre dışı bırakmasından yakınan siyasetçiler olarak öne çıkıyor.

Ahmet Hakan’ın Hürriyette (16.12.2025) “CB Erdoğan’ın En Kıymetli Dört Varlığı” başlığıyla, Erdoğan sonrası kim gelebilir diye sorguladığı bir yazısı var. Selçuk Bayraktar, Hakan Fidan, İbrahim Kalın’ı ama özellikle de “Muhteşem bir eğitim hayatı var” diyerek Bilal Erdoğan’ı işaret ediyor. Böyle bir ülkede D. Zeyrek yazısını şöyle bitiriyor:

Bu arada bir soru daha var ama o soruyu ve yanıtını iyice olgunlaştırdıktan sonra yazacağım. Şimdilik sadece ipucu vereyim: Son zamanlarda çok öne çıkan bir isim var. O ismin parlatılan profiliyle aynı mahalleden [bir tutuklu ismi veriyor] karartılan profilini yan yana koyunca insan ister istemez ‘Ne muhteşem biri, geleceğin lideri’ deyiveriyor.

***

Son bir soru olarak:

Başsavcı Akın Gürlek nasıl oluyor da AKP döneminin çürümüşlüklerine neşter atıyor?

Murat Yetkin (Yetkin Report, 15.12.2025) bunda bir tutarsızlık görmüyor:

Gürlek gözetimindeki soruşturma ve davalardan iktidarın siyaseten görmeyi arzuladığı, gözettiği sonuç aynı. CHP davalarından Erdoğan’ın yolundaki engellerin kaldırılması, diğer davalardan da Erdoğan’a seçim sürecinde yük olabilecek safraların atılmasını görmeyi arzuluyor iktidar çevreleri.

***

Netice-i kelam:

Bu uyuşturucu ve seks işinin bu kadar akıl almaz biçimde dallanıp budaklandırılmasının ardındaki incelik, kamuoyunun bir kesiminin en yukarıda sözünü ettiğim özelliğinin yanı sıra, rakip politikacılara bulaştırma gayreti.

Çünkü her şeyin üstüne fazlasıyla gidiliyor da, bu kadınları önemli siyasetçilere götürüp menfaat sağlamak (olasılığının, diyelim) üzerine hiç gidilmiyor. Bu fazlasıyla şüphe doğurucu.

Çünkü bu siyasetçiler olmadan bu uyuşturucu bu kadar giremez, dağılamaz, kullanılamaz. Prof. Eser Karakaş Yeni Arayış’ta (22.12.2025) yazıyor:

Bu kokain Türkiye’ye M.K. isimli bir kişinin kimyevi madde şirketi üzerinden gönderiliyor, 2022’de dava açılıyor (…) ancak, ne oluyor ise, bir sene sonra davada tutuklu isim kalmıyor ve bugün davanın ne aşamada olduğunu bile bilen pek yok, muhtemelen de asla öğrenemeyeceğiz işin başındaki büyük patron ya da patronları. (…) Bu devletle mi 21. yüzyıl Türkiye Yüzyılı olacak?

Önceki Yazı
Sonraki Yazı