Baskın Oran

Müjde! Nurtopu gibi 2 NATO komutanlığımız daha oldu, bu ortamda!

Bir yazı, okuyucuya yazarın fikrini ve bilgisini aktarmak için yazılır.

Oysa ben bu yazının konusunu değil bilmek, anlamıyorum bile. Anlamadığımı söylemek için yazıyorum.

***

Anlamıyorum, çünkü Türkiye son derece dengesiz bir bölgede kurulmuş ve bu nedenle de (Menderes’in son üç yılı dışında) buralarda tek bir devletin at oynatmasını şimdiye kadar dikkatle önlemiş bir devlet.

Oysa şu anda, ABD-İsrail’in İran saldırısı en tehlikeli aşamasındayken ve had safhada dengesiz olan Trump “NATO’dan çekilmeyi düşünüyorum” derken, Tek Adam İktidarı ülkemize ne idüğü henüz bilinmeyen 2 yeni ve çok önemli ABD/NATO kuruluşu getiriyor.
Bunun haberini de Milli Savunma Bakanlığı (MSB) vereceğine, bir gazeteci veriyor: Barış Terkoğlu. Gazetecilerin gazetecilik yapmak nedeniyle birbiri ardına içeride misafir edildiği bir ortamda o da Aralık 2025’te aynı şeyi yaşamış ve sonra haberinin doğru olduğu ortaya çıkmış, salıvermişler. Özetlersek:

Terkoğlu, NATO’nun Türkiye’de “Çokuluslu Kolordu Türkiye – “MNC-TÜR” adında yeni bir kolordu kurduğunu duyuyor ve haberi teyit için MSB’yi arıyor.

Aldığı cevap: “NATO’nun Türkiye’de böyle bir karargâhı yok!”

Araştırmaya başlıyor ve LinkedIn paylaşım ağında H.Y. adlı NATO çalışanı bir Türk’ün mesajını görüyor: “Çokuluslu Kolordu Türkiye (MNC-TÜR) kurulmasına katkıda bulunmaktan gurur duyuyorum…

MSB’yi tekrar arıyor, bu sefer aldığı cevap:

Bu çalışma (…) başladı ama henüz kurulmuş değil, kesin kurulacak da diyemeyiz (…) Evet, NATO kapsamında yapılıyor ama biz yapıyoruz, yerli bir çalışma.

1 değil 2 NATO kuruluşuyla ilgili olduğu ortaya çıkan bu olayın devamını ve ayrıntısını emekli Büyükelçi Mehmet Fatih Ceylan’ın yazısından okuyoruz:

NATO’ya bağlı “Çokuluslu Kolordu Karargahı–MNC-TÜR” Adana’da konuşlandırılacak. Ukrayna Gönüllüler Koalisyonu’na bağlı “Deniz Unsur Komutanlığı” ise hemen İstanbul Boğazı girişinde, Beykozda.

Bunların kararı Temmuz 2023 NATO Vilnius Zirvesinde alınmış; İran’a saldırıdan üç yıl önce.

Yani:

1) Her iki kuvvet de NATO’nun biçimlendirdiği birer askerî komutanlık;

2) İran’a saldırının başlamasıyla, yani Vilnius’tan 3 yıl sonra, bambaşka bir ortamda uygulamaya konuluyor;

3) MSB bu fevkalade önemli ulusal taahhütleri kamuoyuna duyurmuyor; dikkatli bir gazeteciden öğreniyoruz;

4) Adana’da kurulacak olan MNC-TÜR’ün yeri Suriye’nin dibinde ve İran’a da fazlasıyla yönelik gözüküyor;

5) Meseleyi “sis perdesiyle örülü” diye tanımlayan Büyükelçi Ceylan imayla uyarıyor:

Beykoz’da (yani Karadeniz girişinde) kurulacak olan Deniz Unsur Komutanlığı, (kıyıdaş olmayanların Karadeniz’e girmesini zorlaştırdığı için) Türkiye’nin Rusya’yla ilişkilerinde can simidi olan Montreux’yle çatışan durumlar ortaya çıkarmaz mı? Çünkü bu MNC-TÜR İran’ı, Deniz Komutanlığı da Rusya’yı hedefe koyar gibi.

6) Kaldı ki, NATO’nun yetki alanı, adından da görüldüğü gibi, “Kuzey Atlantik”le sınırlı (North Atlantic Treaty Organization). Yani batıda Kuzey Amerika, doğuda Avrupa ve Afrika kıtaları arasındaki bölge. Hatta, Türkiye 1950’lerin başında üyelik için başvurduğunda, İskandinav devletleri bu açıdan itiraz etmişti. Şimdi Kuzey Atlantik nire, İran nire!

Peki, bu iki yeni NATO kurumu kime karşı?

İran’a ve Rusya’ya karşı olmasın?

Karşı olması açısından düşünmeyip neye yarayacak, ona bakarsak:

1) NATO’nun abisi ve şimdi başının belası olan, şu anda kendi ülkesinde milyonlarca insanın “No Kings!” diye yeri göğü inletmesine yol açan Trump’a yaranıp F-35 almak için olabilir mi?

Türkiye’den yabancı askerî malzemelerin transit geçişine CB Kararnamesiyle izin verilmesi de bundan mıydı?

2) ABD’de sokaktaki “normal” vatandaş politikayla ve özellikle de dış politikayla ilgilenmez. Hal böyleyken bile bu halkın %61’i İran savaşına karşı, Trump’ın popülerliği de %36’ya inmiş.

Bu Trump, CB Erdoğan’ı “girmemelerini istediğimiz şeylerin dışında kaldılar; harika bir lider” diye yere göğe koyamıyor; ondan mı?

Ayıptır söylemesi, Trump gibi biri benim için “harika” dese, kendimi yerden yere atarım.

3) Türkiye’yi sürekli gündemde tutmak, mesela Ukrayna işinde olduğu gibi tek arabulucu olabilmek için mi? Ülkenin bu fukara durumunda milyarlarca lira götürecek NATO toplantısına Temmuz 2026’da Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde ev sahipliği yapacak olmak bundan mı?

4) Tek Adam Rejimi’nin 2012-2025 arasında AYM’de tam 84.519 hak ihlali kararına sebep olduğu, bunların da 445,5 milyon TL tazminat yüklediği ülkemizde, Osman Kavala 8,5 yıldır içerde yatırılıyor ve ağırlaştırılmış müebbet almış durumda.

Bu ve benzeri davalarda, hele de CHP kapatılmaya doğru giderken, kıldan ince kılıçtan keskin AİHM kararlarının yolda olduğu bir sırada tutunacak yer aramaktan olabilir mi?

Sizi bilmem benim içim bayıldı. Burada bırakıyorum.

 

 

 

Önceki Yazı
Sonraki Yazı