

Direkt gireyim:
İlk üç lider kendi ülkelerini, en hafif tabiriyle, aşağıya çektikçe çekiyorlar.
Dördüncü lider, Ö. Özel, günümüze kadar epey aşağıda olan kendi partisini yukarı çektikçe çekiyor.
İlk üç liderin yaptıkları yapılacak şeyler değil. İç politikaya girmeye imkan ve gerek yok; sadece dış politika alanına göz atalım:
***
D. Trump.
Eski ABD başkanlarının “hür dünya” bahanesini bile kullanmadan Amerikan emperyalizminin saldırganlığını olabilecek en müstehcen biçimde dile getiriyor.
Panama kanalı, Kanada, Grönland’dan sonra şimdi de fukara Afganistan’ın Bagram hava üssüne sarktı: “Çin’in nükleer silahlarını ürettiği yere bir saat mesafede” imiş.
***
B. Netanyahu.
ABD’nin ve “demokrat” Avrupa’nın iş birliği sayesinde yirminci yüzyılda tüm dünyanın gözü önünde soykırım yapan bu şahıs konusunda ne söylesen az.
Kendisinin cibilliyetini göstermek için belki de şu söylenebilir ki, İsrail maliye bakanının sözleri Netanyahu’yu (ve Trump’ı) yeterince tanımlamış bulunuyor: Bakan, yıkılan Gazze’de savaş sonrası kurulacak yerleşim alanlarından elde edilecek kazançları ABD’yle paylaşacaklarını bildirdi.
***
R. T. Erdoğan.
İç politikadan ve enkaz halindeki ekonomiden hiç bahsetmeden yine sadece dış politika konusunda bikaç şey:
1) ABD, Türkiye vatandaşlarına 20 ay boyunca yeni vize randevusu verilmeyeceğini duyurdu. Bu da, Erdoğan’ın ticaret bakanının, Libya vatandaşlarına uzun süreli ve çok girişli yeni vize sistemi gelmekte olduğunu açıklamasına rastladı.
2) Türkiye’de bürokrasinin burnu çok hassastır; kimin iktidara yaklaştığının kokusunu hemen alır. Bilgilendirilmiş olacak ki Gn. Bşk. Ö. Özel, Erdoğan’ın “bir iş adamı” diye geçen Trump’ın oğlu Donald Trump Jr.’ ile Dolmabahçe’deki ofisinde gizlice görüştüğünü ve bu görüşmede Trump’tan bir randevu alabilmek için 300 Boeing uçağı alımı sözü verdiğini ileri sürdü.
Erdoğan bu iddiaları “Sağır duymaz uydurur” diyerek hemen yalanladı ve ekledi: “Sayın Trump’la bir alışveriş yapacak olursak bunu zaten oğluyla yapmamıza gerek yok, bizzat kendisiyle yaparız“.
Bu durumun üstüne bir de koordinasyon eksikliği biniverdi. Çünkü ABD’de bulunan THY Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Bolat “Boeing’le bu seyahatte 250 uçaklık bir imza atabiliriz” diye bir açıklama yapmıştı.
Zaten bizzat Trump da, 25 Eylül’de Erdoğan’ı Beyaz Saray’da ağırlayacağını, büyük ölçekli Boeing satışı ile F-35 ve F-16 anlaşmalarını görüşeceklerini söyledi.
3) ABD ziyaretinin başladığı saatlerde, 2016’daki Papaz A. Brunson hadisesi nedeniyle ABD’ye getirilmiş olan ek vergilerin Erdoğan yola çıkmadan hemen önce kaldırıldığına ilişkin haberler basına yansıdı.
Oysa Trump, Türkiye için daha önce konulan %10 ek verginin 8 Ağustos’ta yürürlüğe girmek üzere %15’e çıkarıldığını ilan etmişti.
4) MHP Gn. Bşk D. Bahçeli, herkesi epey şaşırtan radikal demeçlerinden birinde “Türkiye-Rusya-Çin” ittifakından bahsetmişti. CB Erdoğan böylesi ilginç bir öneriye NY ziyareti sırasında anlaşılması zor bir tepki verdi: “Doğrusu ben onu tam takip edemedim, hayırlısı olsun”.
***
R. T. Erdoğan bahsini epey uzattık çünkü söylenecek şey çoktu; Ö. Özel’le bitirelim.
CHP 47 yıldır iktidarda değil. Dolayısıyla Ö. Özel de dış politika sorumlusu değil. Bu nedenle, onun diğer liderlerin aksine esas olarak iç politikadaki söz ve eylemlerine bakmak gerekiyor.
Çok özetle, Ö. Özel, geçmişi fena halde karanlık olan CHP’yi doğru yola getirmeye uğraşıyor şimdi.
CHP “Kurtuluş” döneminde bu ülkeyi bağımsızlığa kavuşturdu. Ama “Kuruluş” döneminde yani 1924’ten itibaren en azından ulusal birliği kurmak açısından dibe itti. İnşa ettiği ulus-devlet (dikkat: ulusal devlet değil!) Gayrimüslimleri neredeyse yok etti, Kürtleri de anadillerini konuşmayı dahi yasaklayacak biçimde perişan.
Bu arada, aynı mantaliteyle bize üç kere yaşatılan “Kemalist” askerî darbelerin ülkeye ettiklerini de hatırlayalım.
Şimdi Ö. Özel, partisinin bu karanlık geçmişini temizlemeye çalışıyor çünkü Türkiye’yi yüceltmek için karşısındaki en büyük rakip AKP filan değil, CHP’nin bu antidemokratik ulus-devlet geçmişi.
Bu biçimde kurulmuş olan devlet, DEP’ten seçilen Kürtlerin yanı sıra, Kürt olup da CHP’den seçilen Esenyurt belediye başkanı Ahmet Özer gibileri kayyımlıyor da kayyımlıyor.
Hatırlarsanız, Mart 2024 yerel seçimlerinde CHP ile HDP ittifakının PKK’yla yapılmış olduğu iddiasıyla İBB’ye “kent uzlaşısı” davası açılmış ve başta İmamoğlu olmak üzere çok kişi tutuklanmıştı. Ö. Özel bu konuda İmamoğlu’nu savunmanın da ötesinde çok sağlam davrandı: “Bu davayla, [Kürtlerle] birlikte yaşama, birlikte siyaset yapma irademiz hedef alınmaktadır. Bu dava Türkiye için bir utançtır” dedi.
Özel, CHP’nin geleneksel Kürt fobisini kıran çıkışlar yapmaya da başladı. Örneğin, birbiri ardına düzenlediği ve yüz binleri topladığı mitinglerden Bahçelievler’de, ekonominin acınacak durumundan bahsederken, “Bunun sağı yok, solu yok. AK Partisi, MHP’si, DEM’i yok. Kürt’ün de Türk’ün de çocuğu aç, babası işsiz” dedi.
Ö. Özel’in en büyük rakibinin CHP’nin ulus-devlet geçmişi olması yetmiyor, CHP’nin bu geçmişi hâlâ sürdürmek isteyen veya AKP’nin kışkırtmasıyla konuşan partilileriyle de, isim vermeyeyim, mücadele etmesi gerekiyor. Bu, Erdoğan’la mücadeleden daha zorlu ve mübarek.
***
Özetle söyleyeyim kesin kanaatimi; CHP lideri Ö. Özel sadece CHP için değil, Türkiye için çok büyük şans. Bu şansı Türkiye Ecevit’le dener gibi olmuş ama yakalayamamıştı. Umarım bunu kaçırmayız.
Kaçırmayız diyorum, çünkü yakın arkadaşım Rıza (Türmen) geçenlerde T24’te önemli bir yazı yazdı Minerva’nın Baykuşu diye.
Karanlıkta uçuşa geçermiş, Roma mitolojisindeki hikmet ve akıl tanrıçasını temsil eden bu kuş…