Baskın Oran

Erişim engelleri konusunda kulaklara küpeler

“Sulh Ceza Hakimlikleri”, erişim engelleri yöntemiyle medyayı sansürlemek için Tek Adam Yönetimi’nin icat ettiği en dahiyane yöntem.

Agos’un Genel Yayın Yönetmeni Yetvart Danzikyan geçenlerde aradı: “İnternet sitemizdeki 13 haberimize mahkemeden erişim engeli geldi, içinde senin de 3 yazın var”.

‘Sulh Ceza Hakimlikleri’, erişim engelleri yöntemiyle medyayı sansürlemek için Tek Adam Yönetimi’nin icat ettiği en dahiyane yöntem. Pratikte CB Erdoğan’ın seçtiği HSK tarafından atanan bu hâkimliklere şahsın biri “ben incindim” diye kalkıp başvuruyor ve iktidara yakınsa geri çevrilmiyor. Pat, habere/yazıya erişim engeli. Bazen aynı gün.

Devletin ciddiyet(sizliğ)i açısından gayet ilginç olan iki hususu, Kısadalga’da bugün (28.05.2024) çıkan haberi biraz açarak, önden zikredeyim:

1) Bu sansürlerin tebliği bana hiç yapılmadı, Agos’a da geçtiğimiz günlerde yapılmış;

2) İnanması zor ama, yaklaşık bir hafta kadar önce haberdar olduğumuz bu sansür kararlarının 1 tanesi 2023 yılına, 1 tanesi 2022’ye, 1 tanesi 2021’e, 1 tanesi 2020’ye,1 tanesi 2018’e, 5 tanesi 2016’ya, 2 tanesi 2015’e, 1 tanesi de 2014’e ait. 2 tanesi de 2016 tarihli olup Erişim Sağlayıcıları Birliği üzerinden yollanmış gözüküyor.

Genelden özele giderek başlayalım. Önce, Lozan Md. 40’ın hükmü gereğince Ermeni cemaatinin yayınladığı Agos’ta (yani İstanbul’da) çıkan bu 13 yazıya şu yerlerin Sulh Ceza Hakimlikleri tarafından sansür getirilmiş: Van, Bursa, İstanbul, Ankara, İzmir, Edirne, Ayvalık, Taşova.

Şimdi gelelim teker teker özele, yani benim sansürlenmiş haftalık yazılara. Bakalım kimlerin haysiyetini nasıl rencide etmişiz de cezalandırılmışız.

***

1) Rus Büyükelçisi Suikastının Öğrettikleri ve Hatırlattıkları başlıklı yazı. Rusya büyükelçisi Karlov’un, 19.12.2016’da Ankara’da Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde konuşma yapacakken “koruma polisi” tarafından kameraların önünde 9 kurşunla vurularak öldürülmesi olayına ilişkin.

Yayın tarihi: 21.12.2016. Yani bundan 8 yıl önce.

Şikayet eden: “Osmanlı Ocakları Derneği”. Yazıda bu kuruluşun adı tek bir yerdegeçiyor, o da aynen şöyle:

“[Özellikle 17-25 Aralık skandalından sonra] Emniyet’e doldurmak” derken, katilin Polis Okulu Yıllığı fotoğrafına bakın. Diğer mezunlarınki gibi, bir panonun önünde çekilmiş. Üzerinde fotosu çekilenin adı, memleketi, doğum tarihi vs. yazan bu panodaki büyük ambleme dikkat edin. Osmanlı Ocakları ambleminin tıpkısının aynısı. Tek farkı, kırmızı bayrağın sağda değil solda olması.

“Bu amblemi taşıyan pano önünde bütün mezunlar fotoğraf çektiriyor olmalı çünkü başkalarının fotoları da var. Genç polisler böyle yetiştiriliyor”.

Burada “kişilik haklarını ihlal” edecek ne var? Osmanlı Ocakları sembolünün Emniyet mensupları arasında yaygın olarak kullanılması ve Emniyet binasına asılması adı geçen dernek için övünç kaynağı olacak yerde “aşağılayıcı” sayılınca, yazının Ankara 6. Sulh Ceza Hakimliği tarafından sansürlenmesi tam bir muamma.

***

2) Müslümandan pedofil çıkmaz! R. T. Erdoğan’ın Yazılmamış Anıları – Fasıl 23başlıklı yazı.

Yayın tarihi: 01.01.2016, yani bundan 9 yıl önce. Aynı yazı, Belge Yayınları tarafından ilk baskısı Aralık 2017’de yapılan ve hiçbir soruşturmaya uğramayanR. T. Erdoğan’ın Yazılmamış Anıları adlı, Erdoğan’ın ağzından yazılmış gibikaleme alınmış mizah kitabında da yayınlandı.

Şikayet eden: Bir profesör. Yazıda adı geçmeyen bu profesörden bahseden pasaj, Erdoğan’ın mizahi sözleriyle, aynen şöyle:

“Hele şimdi bi de yılbaşı kutlamalarını haram ilan edebilirsek dört dörtlük olacak ve bazı haince tezvirat AK Partimize zarar vermeden unutulmaya terk edilebilecek inşallah. Malum ya, şu sırada emperyalist Amerika’nın FBI örgütü tarafından ihbar edilen ve İlahiyat Fakültesi hocası olduğu belirtilen Edirne’deki profesör olayı var. İnternetten çocuk pornosu indirip depoladığı, yani pedofil olduğu iddia ediliyor.”

Mizah olmasının yanı sıra, dünyanın her yerinde bir rektör yardımcısının böyle bir ithamla karşılaşması haberdir. Olay hakkında çıkan tüm haberlerde yer aldığı halde, adı geçenin ismi sansürlenen yazıda yok.

İnternette bu konuyla ilgili bir haber yok veya bırakılmamış. 27.12.2015 tarihli tek haber ise şöyle:

“İnternet, görsel ve basılı medyanın tümünde yaygın olarak yürütülen linç kampanyası ve yargısız infazla hukuk zemininde başa çıkmaya çalışan profesör, asıl şoku, o ana kadar kendisine ‘geçmiş olsun’ deme duyarlılığını dahi göstermeyen Rektörün kendisini Rektör Yardımcılığı ve Uzunköprü Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu Müdürlüğü görevinden almasıyla yaşamıştır”

***

3) Erdoğan İçin Ahlakî ve Uluslararası Durum Tespiti başlıklı yazı.

Yayın tarihi: 05.06.2015, yani bundan 9,5 yıl önce.

Şikayet eden: Çoğunlukla Rami Karaali olarak geçen, Ömer Rami Karaali. T.C uyrukluğuna geçmiş bir Suriyeli.

Yazının yazıldığı dönem güncel olan MIT tırları olayı uluslararası ilişkiler ve hukuk bağlamında değerlendirilirken, diğer yayın organlarında geçen ve bir basın açıklaması şeklinde verilen ifadede, ilgili link de eklenerek, şikayetçi Rami Karaali’nin ismine tek bir yerde ve aynen şöyle yer veriliyor:

Bunu bırakın, Türkmenler apayrı şeyler söylemektedirler. Suriye Türkmen Meclisi Başkan Yardımcısı Hüseyin El Abdullah söyle demektedir: ‘Türkmenlere yardım getiren bir TIR yok. Geçen hafta İsviçre’den içinde kıyafet olan bir TIR geldi’. Bu sözleri diğer başkan yardımcısı Abdurrahman Mustafa ve Suriye Türkmen Hareketi Sekreteri Rami Karaali de aynen tekrar eder (link).”

Sansürlenen yazıda sadece bu kadarı var ama internette Rami Karaali adı epey yaygın. Ne kadarı doğrudur bilemem ama şunlara rastladım:

  • “Lazkiye ilinden Suriyeli. 2015’te T.C. uyruğuna geçti, 21.05.2018’de İyi Parti’ye girdi ve seçim için partinin Suriyeli sığınmacılar aleyhindeki platformunu düzenlemeye başladı. Daha önce aktif bir Ak Partili idi” (Riam Dalati imzalı, 21.05.2018 tarihli iki İngilizce tvit)
  • Adalet Bakanlığı resmî listesi sıra no.53’te adı “Tercüman Bilirkişi” olarak geçiyor.
  • Ağustos 2017’den itibaren Bursaspor üyesi Ama nedense, 19.05.2024 Pazar günkü Bursaspor seçimlerinde “oy kullanamaz” diye işaretlenmiş.
  • IŞİD dosyasında sanık Mehmet Aşkar’ın ifadesi: “İki araçla birlikte Yayladağı Güveçce sınır karakolundan sınır hattı boyunca ilerleyerek eski adı Tinziril olan Aşağı Pulluyazı köyünde Suriye sınırına yakın bir noktaya kadar gittik. Araçta Türkmen kökenli Ayhan Orli, Rami Karaali ve birkaç kişi daha vardı. Gittiğimiz yerde Suriye tarafından alınan sandıklardaki silahları Heysem Topalca ve Rami Karaali ile birlikte araca yükledik”
  • “Rami Karaali’nin Ege Üniversitesine kaydının yaptırıldığı, Türkmen Tugayları ile ilişkilerin yine bu şahıs tarafından sağlandığı belirtiliyor. Gazetemize bir süre önce açıklamalarda bulunan eski ÖSO militanının açıkça belirttiği gibi, bölge MİT yöneticileri tarafından askerî eğitim olanağı sağlandığı, silah ve askerî mühimmatın Hatay’ın Yayladağı ilçesi sınırına kadar ambulanslarla getirilerek bu terör gruplarına teslim edildiği iddia edilmişti. Tüm ilişkilerin devlet kademeleriyle kurulmasını Rami Karaali‘nin sağladığı, Karaali’nin sıklıkla Suriye topraklarına giderek, orada bazı saldırı eylemlerine katıldığı, ardından yine Türkiye’ye gelerek kendisine sağlanan olanaklarla barındığı belirtiliyor”.

Sanırım bu şikayetçi şahıs hakkındaki yazımın sansürlenmesine ilişkin gerekli kanaat oluşmuştur.

Tekrar olacak ama: “Sulh Ceza Hakimlikleri”, erişim engeli koyarak medyayı sansürlemek için Tek Adam Yönetimi’nin icat ettiği hakikaten en dahiyane yöntem.

Önceki Yazı
Sonraki Yazı