
Böyle ilanları, akraba-ahbap ilişkilerinin sağlam olduğu bölge üniversitelerinde artık kanıksadık. Fakat bikaç gün önce OdaTV’de yayınlanan ve çeşitli medya kuruluşları tarafından da alıntılanan bir tanesi var ki, epey “orijinal”.
Haberi ve ilgili üniversite tarafından yalanlanmasını hem atlamış olabilirsiniz hem de okumuşsanız Zaytung haberi sanabilirsiniz çünkü gerçekten tam “Zaygungluk”.
Bütünüyle ve aynen vereyim, kararı siz verin.
Şırnak Üniversitesi Rektörü Abdurrahim Alkış’ın kardeşi Abdullah Alkış’ın üniversitedeki güvenlik görevlisi kadrosundan tepkiler sonucu çıkartılması ve bunu izleyen gelişmeleri anlatan bu habere göre, Abdullah Alkış 18 Kasım günü Facebook’ta aynen şu paylaşımı yapıyor:

Abdullah Alkis 😉 mutlu hissediyor.
18 Kasım
“Beni seven dostlarıma Facebook’umda ekli tüm arkadaşlarıma duyurulur!!!
Bana ve abime düşman olanları çatlatacak şekilde üniversitede klimalı, bilgisayarlı, şahsıma özel odamda Büro Personeli olarak çalışmam için kadro ilanım dün itibarıyla yayınlandı. Merak etmeyin bu sefer her şeyi düşündük. Kadro benim için hazırlandı, ilan sadece kanun gereği prosedürdür, sıkıntı yok. Dualarınızı, tebriklerinizi şimdiden arayıp iletebilirsiniz, kabul ederim. 😉
Yakında üniversite konukevinde geçici olarak yaptığım görevden ayrılıyorum. Aralık ayında Rektörlük Dış İlişkiler Koordinatörlüğünde Büro Personeli olarak, doğrudan rektör abime bağlı şekilde görevime başlıyorum. Bu sefer hiçbir sorun yaşanmayacak inşallah.
2023’te güvenlik görevlisi olarak üniversiteye alındığımda kıskançlığından çatlayan, karakter yoksunu şikayetçi namussuz mahluklar yüzünden kadrom iptal olduğunda en çok üzülen rektör abimdi. Bana ‘Abdullah ben bu üniversitenin rektörüyüm seni bu üniversiteden kimse koparamaz. Personel başkanıyla oturduk planladık, bir süre seni konukevinde asgari ücretle çalıştıracağım. Sen biraz sabret, bu sefer seni direkt rektörlüğe büro personeli olarak alacağım, merak etme’ demişti. Abim sözünde durur, dediğini de aynen yaptı. O şikayet eden namussuzlar oturup yansın haline.
Şimdi çok şükür direkt abime bağlı çalışacağım. Aralıkta büro personeli olarak göreve başladığım gün, o şikayetçi tayfayı sinirden kudurtup çatlatma günüm olacak. Rektör abime ve bana şikayetlerle bulaşmaya kalkanlara, bu üniversitenin gerçek sahibinin biz olduğunu bir kez daha göstereceğiz. Rektör abime kafa tutanların üniversitede barınamadığını zaten gösterdik, şimdi de benim güvenlik kadromu iptal ettiren o namussuzlara ders verme sırası geldi.
Aralık ayında atamam yapılıp yeni görev yerime geçtiğimde, tüm dostlarımı ve arkadaşlarımı büromda çayımı, kahvemi içmeye beklerim.”
***
Bu anlatıdaki “Rektör abime kafa tutanlar” terimi, yine habere göre, mahkeme kararlarına rağmen iki defa görevden atılan akademisyen Ahmet Selçuk Bayburtlu’ya gönderme yapıyor olabilir. Bayburtlu şu açıklamayı yapmış:
“Rektör hukuk, kanun tanımıyor. Üniversiteyi kendisinin çiftliği haline getirmiş. Sayıştay raporlarında da ortaya çıktığı üzere üniversitede her türlü yolsuzluk, usulsüzlük, adam kayırmacılık, kişiye özel adrese teslim ilanlarla Şırnak Üniversitesi, Türkiye’nin en başarısız ve en kötü yönetilen üniversitesi haline geldiği ÜNİAR araştırma sonuçlarında tespit edildi.
(…) CİMER şikayetinde bulundum en kısa sürede rektör ve kardeşi hakkında devleti dolandırmak ve görevi kötüye kullanmak suçlarından haklarında suç duyurusunda bulunacağım. Acilen YÖK’ün bu hukuksuzluğa müdahale etmesi gerekiyor.”
Bir başka akademisyenin ise şöyle dediği yazılmış:
“(…) Rektörün kardeşinin yaptığı bu paylaşımda üniversitemizin rektörün adeta aile şirketi gibi, hatta daha ileri giderek ailesinin tapulu malı olduğunu adeta itiraf edecek kadar rektör ve kardeşinin güç zehirlenmesi yaşadığını gösteriyor.”
***
Abdullah Alkış şunları ekleyerek bitiriyor:
“Benim büro personeli kadrom haricinde, ilanda bir güvenlik görevlisi ve bir teknisyen kadrosu da var. Teknisyen kadrosu, abimin çok sevdiği bir dostunun yakını için açıldı. O kadroya da başvuramazsınız. Oraya heves etmeyin. Başvursanız da boşuna, şartları size uymaz kazanamazsınız, boşuna uğraşmayın.
Ama güvenlik görevlisi kadrosu müsait; önlisans mezunu olan, KPSS P93 puanı en az 70 olan ve bizden yana nasibi olan tüm dostlarım bu kadroya başvurabilir. Şartları tutup da gerçekten ihtiyacı olan dostlarım girer inşallah. Başvuru için son tarih 1 Aralık, unutmayın.
İlanı ve ilan linkini aşağıya bırakıyorum, detayları oradan okuyun. Aklınıza takılan bir şey olursa beni ararsınız, gereken yönlendirmeyi yaparım.
Hadi bana eyvallah.” https://www.ilan.gov.tr…/kamu-akademik-eronel…kamu…
***
Haber yayınlanınca, Şırnak Üniversitesi yazılı açıklama yapıyor ve ilgili sosyal medya paylaşımının üzerinde oynama yapılmış, gerçek olmayan bir görüntü olduğunu söylüyor.
Tamamını vereyim:
“Bugün bazı sosyal medya paylaşımlarında, Şırnak Üniversitesinin 17.11.2025 tarihinde yayımladığı personel alım ilanının belirli bir kişi için hazırlandığı yönünde asılsız iddialar yer almıştır.
“Bu asılsız paylaşımlara kaynak olarak gösterilen sosyal medya görseli, üzerinde dijital oynama yapılmış manipüle edilmiş bir görüntüdür ve gerçek değildir.
“İlanda yer alan “lisans mezunu olmak” şartı, Resmî Gazete ve Cumhurbaşkanlığı Kariyer Kapısı kayıtlarında açıkça görülmektedir. İddialarda adı geçen kişinin ise lisans mezuniyeti bulunmamaktadır. Bu nedenle iddia edildiği gibi ilanın kişiye özel hazırlanması söz konusu değildir.
“Kamuya açık şekilde ilan edilen ve herkesin başvurusuna açık olan bir sürecin “kişiye özel” gösterilmeye çalışılması; ya kamuya personel alım süreçlerini bilmemekten ya da üniversitemizin itibarını zedelemeyi hedefleyen kasıtlı bir çabadan kaynaklanmaktadır.
“Üniversitemizin tüm personel alım süreçleri mevzuata uygun, şeffaf ve herkesin başvurusuna açık şekilde yürütülmektedir.
“Söz konusu asılsız iddialara ilişkin paylaşım yapanlar hakkında gerekli hukuki süreç başlatılacaktır“.
***
Rektör Alkış da iddiaların kesinlikle yalan olduğunu bildiriyor. Kardeşine özel kadro açılmasının “ahlaki ve etik açıdan” mümkün olmadığını ifade ediyor ve şöyle diyor:
“Üniversitenin dördüncü rektörüyüm, Benden önceki Rektör Hocalarımız da benzeri yalan ve iftira dolu haberlere düçar oldu. Şırnak terörle imajı zedelenmiş bir şehir; bazı kesimler bu imajın devam etmesinden yanalar. Biz bu imajı düzeltmeye başladık. Şehir emniyetli ve huzurlu durumda, en müreffeh kentlerinden birisi, ancak bazı kesimler şehrin başka sorunlarla boğuşmasını istiyor gibi izlenim oluşturuyor. Göreve başladığımda da benzeri haberler yapıldı.”
İlave ediyor:
“Kardeşim sosyal medya hesabı Facebook üzerinden herhangi bir paylaşımda bulunmamıştır. 5 senedir hesabını kullanmıyor. Kesinlikle böyle bir paylaşım yapması mümkün değil zaten kadroya başvuruda bulunmadı.”
***
Hadisenin esas öznesi olan Abdullah Alkış, Facebook paylaşımını kendisinin yapmadığını, yapay zeka destekli olarak söz konusu cümlelerin kendi paylaşımıymış gibi oluşturulduğunu söylüyor. Söz konusu kadronun “lisans mezuniyeti” mecburiyeti taşıdığının altını çizen A. Alkış şöyle diyor:
“Ben Eskişehir Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi İlahiyat mezunuyum. Ön lisans mezunuyum. Böyle bir paylaşım yapılmadı. Üzerime iftira atıldı. Paylaşımın ChatGPT’den yapıldığını düşünüyorum“.
***
En başta da dediğim gibi bütün bu olayın doğruluk derecesini bilemiyorum çünkü daha çok yeni, ayrıntılar/gerçekler ortaya çıkmadı. Biraz beklemek lazım.
Diğer yandan, bir insanın kendini övmek için abisi olan rektörü bu kadar berbat durumda bırakacak şeyler yazması ve herkesin okuduğu Facebook’ta yayınlaması pek görülmüş bir olay değil.
Fakat genel olarak iki şey biliyorum:
1) Kamusal bazda çürümüşlük ile bireysel bazda görgüsüzlüğün yan yana gelmesi ülkemizde artık istisnai bir durum değil;
2) YÖK düzeninde “taşra” üniversitelerinde olup bitenler az değil.
Bir de, dün çok ilginç bir haber okudum: “Ben o kişiyi öldürmedim” değil, “ben yapay zekayı öldürdüm” diyor katil.
Konumuzla ne kadar ilgili olduğunu bilemem ama, bu yapay zeka denilen kavramdan çok çeşitli yararlanma biçimleri olabilir.
***
A. Akış’ın övünmesi” istisna gibi değil, “büyüklerimiz”in söylediklerinin bir türevi gibi duruyor. Yazı uzadı, daha fazla uzatmadan, son günlerden bikaç örnek:
1) Cumhurbaşkanı R. T. Erdoğan 26 Kasım’da 11. Türk Tıp Dünyası Kurultayı’nda konuşuyor:
“Sağlık alanında büyük bir devrime imza attığımız tartışmasız bir gerçektir.”
2) İstanbul Sağlık Müdürü Dr. Abdullah Emre Güner 21 Kasım’da Şişli’de konuşuyor:
“İstanbul, sağlıkta dünyanın başkentidir.”
3) Sağlık Bakanı Dr. Kemal Memişoğlu 28 Kasım’da Mersin’de konuşuyor:
“Sağlık hizmetlerinde dünyanın en iyilerinden biriyiz.”
Ülkemizdeki sağlık hizmetlerinin ne durumda olduğunu açmak sanırım lüzumsuzdur ama yine de şu haberi ve şu köşe yazısını okumak iyi olur.
4) CB Erdoğan 25 Ekim’de İstanbul Kongre Merkezinde konuşuyor:
“Türkiye dış politikasıyla, demokrasisiyle, sanayisiyle, ekonomisiyle artık küresel bir güce dönüşüyor. Bugün barış, huzur, istikrar denince akla ilk Türkiye geliyor“.
5) Yine CB Erdoğan, 29 Ekim özel programında konuşuyor:
“Binlerce yıllık tarihimizin hiçbir döneminde zulme rıza göstermedik.”