Baskın Oran

“200.000 Ermeni Türklere karşı savaştı” meselesi

“Sayın Baskın Hocam, Prof. Dr. Türkkaya Ataöv’ün yazısını gönderirken, Osmanlının aldığı tehcir kararının ne kadar yerinde olduğunu liste okuyucularının bilgilerine sunmak istemiştim. Bu bir zaruri tehcirdir ve dünya kamuoyuna anlatıldığı gibi masum Ermenilerin durup dururken ‘soykırıma’ tabi tutulması hadisesi değildir”

Dahil olduğumuz tartışma listesine gönderilen bir gazete haberi üzerine yine listeye yazdığım yazıya bu yanıt geldi. Demek istediği de şu:

“Ermeni Tehciri de neymiş hiç duymadık dedik, tutturamadık. Öyle birşey olmadı dedik, tutturamadık. İsyan ettiler mukatele oldu dedik, tutturamadık. Şimdi bu belgeler sayesinde, emperyalizmle birlikte hareket ettiler biz de haklarından geldik deyip kurtulacağız”.

***

Haber, 31 Ekim 2005 tarihli Hürriyet’in “Prof. Dr. Türkkaya Ataöv’ün son bombası” olarak lanse ettiği haber. Eğer daha önce görmediyseniz lütfen önce internetten girip bu haberi, sonra da aşağıda yazdıklarımı okuyunuz.

1) Kaynak vermiyor, “verirsem Ermeniler gidip imha eder” diyor. Ama iki yazının başlığı da fotokopiden okunuyor. Ermeniler böyle kitap imha etmeye hazır bekliyorlarsa (ki, doğrudur, bir milliyetçi “milleti uğruna” rahatça kitap imha edebilir) ve bu konudaki literatürü çok iyi bildiklerine göre, şimdi elleriyle koymuş gibi bulup imha etmeyecekler mi? Böyle “gizli” şeyler beni hep rahatsız etmiştir; bir önemli gösterme ve sansasyon kokusu burnuma gelmiştir.

2)   Birinci belge konusunda bir yanıltma var. Haberde şöyle deniyor: “Prof. Ataöv’ün verdiği bilgiye göre; Lozan Anlaşması’nın ABD Hükümeti’nce reddedilmesini sağlayabilmek için Ermeni kökenli Amerikan yurttaşları, ‘Lozan Anlaşması ve Kemalist Türkiye’ başlığı altında bir raporu Washington’daki en üst düzey resmi makama sundular”.

“Lozan Antlaşması” deyince anlaşılan, tabii ki Türkiye’yi kuran ve Hatay hariç sınırlarını saptayan 24 Temmuz 1923 tarihli meşhur Lozan Barış Antlaşması. Oysa ABD bu antlaşmayı ret falan etmedi. Kabul da etmedi. Bu konuda hiçbir oylama da yapmadı. Çünkü Lozan Konferansında sadece gözlemci olmuştu; hiçbir şey imzalamamıştı.

Peki? Sorun, karıştırmaktan geliyor. Meşhur Lozan Anlaşmasını başka biriyle, yine İsviçre’nin Lozan kentinde 6 Ağustos 1923 tarihinde imzalanan ve sonra ABD Senatosunca reddedilen bir ticaret antlaşmasıyla karıştırmaktan geliyor.

Önemli bir araştırmacı olan Prof. Ataöv’ün böyle bir hata yapması mümkün olmasa gerek. Acaba Hürriyet yazarı mı yanlış anladı? Dahası, bu bir maddi hata mı, yoksa bu ikinci antlaşmayı Türkiye’de pek az kimsenin bilmesinden yararlanmak mı çekici geldi?

3) Ermenilerin hangi tarihler arası Osmanlı’ya Müttefik ordularıyla birlikte saldırdığından söz edilmiyor; oysa bu çok önemli.

Birinci Dünya Savaşı Osmanlı için Kasım 1914’te başladı. Tehcir beş ay sonra, Nisan 1915’te. Savaş üç yıl sonra, Ekim 1918’de bitti. Ermeniler bu beş ay içinde saldırdılar ise, Tehcir bunun intikamı olabilir; bu üç yıl içinde saldırdılar ise, bu saldırılar Tehcir’in intikamı olabilir. Hangisi daha olasıdır dersiniz?

4) Asıl vahim hususa gelelim: Haberde “Ermeni” teriminin ne anlama geldiği belirsiz. Osmanlı Ermenisi mi, Rus Ermenisi mi, diaspora (ABD, Fransa, Arjantin…) Ermenisi mi? Ne Ermenisi?

Tabii, haberi okuyan her normal insanın anlayacağı, Osmanlı Ermenisi. Yoksa, Rusya Ermenilerinin Çarlık ordularında Osmanlı’ya karşı çarpışmış olması kadar doğal ne var? İhanet içinde olmaları için Osmanlı Ermenisi olmaları lazım. Bakalım Osmanlı Ermenisi mi bunlar:

1915 rezaletinin kestirmeden “soykırım” olarak anılmasına
en kuşkulu yaklaşan tarafsız bilim adamı
Michael Mann (The Dark Side of Democracy, Cambridge, 2005, s.135-136) bu konuda şu bilgileri veriyor:

Gerek doğdukları toprağa bağlılık nedeniyle, gerekse bir
silaha sahip olup Moskova’ya karşı milliyetçilik yapabilmek için Çar ordularına gönüllü yazılan Rusya Ermenilerinin sayısı 150.000 küsur. Rus ordularında (doğal olarak) Azerilerin de bulunduğu gerçeğinin yanı sıra, Rusya Ermenilerini Osmanlı’ya ihanetle suçlamak da ilginç bir buluş doğrusu!

Kaçıp Rus ordularında görev yapan Osmanlı Ermenilerine gelince: Bunların sayısı Ermeni kaynaklarına göre 1.000-5.000, Türk ordu kaynaklarına göre 6.000-15.000. O sırada Osmanlı ordularında görev yapan Ermenilerin sayısı ise 200.000’in üzerinde.

***

Demek ki durum, Hürriyet’teki “bomba”dan biraz farklı. Bu okuduklarınızı uluslararası piyasada tekrar ederseniz alay edebilirler; bu tip bilime, pardon, gazeteciliğe güvenmek biraz riskli.

Ama, milliyetçiliğin atgözlüğü  böyle “iyi” haberlere hemen güvenivermeyi ve sevindirik oluvermeyi gerektiriyor. Bu atgözlüğü değil mi başımızın en büyük belâsı, Asala katillerinden ve saireden çok çok önce?

Önceki Yazı
Sonraki Yazı